TÜRK-İSLAM KÜLTÜR VE MEDENİYETİ - TURK'S AND ISLAMİC CİVİLİZATİOAN, FOUNDATİONS, ART,HİSTORİCAL ART, HİSTORY
SAHİB ATA FAHRÜ'D-DİN ALİ'NİN KONYA İMARET VE SİVAS GÖKMEDRESE VAKFİYELERİ
SAHİB ATA FAHRÜ'D-DİN ALİ'NİN KONYA İMARET VE SİVAS GÖKMEDRESE VAKFİYELERİ


Sadi BAYRAM-Ahmet Hamdi KARABACAK

Bu makale, Cumhuriyetimizin kurucusu , büyük önder,aziz Atatürk'ün doğumunun 100.yılına armağan edilen Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan yazı kurulunda bulunduğum Vakıflar Dergisi XIII. Sayısı, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1982, s.31-69'da neşredilmiştir.

Sahib Ata Fahrü'd-din Ali; Anadolu Selçukluları'nın çok karışık bir döneminde yaşamış ünlü bir vezir olup, Pervane Mu'inü'd-din Süleyman ile birlikte memleket idaresinin ağır yükünü omuzlamış (H. 647 - 678/1249 -1279 M.), bir ara bugün Çorum iline bağlı Osmancık Kal'esinde gözaltına alınmış, birkaç sene sonra Abaka Han tarafından Vezâreti iade edilmiştir .
Asıl adı, Ali bin-i Hüseyin el-Hac Ebu Bekr'dir. Tarihte, Sahib Ata Fahrü'ddin Ali adı ile anılır.
Sahib Ata Fahrü'd-din Ali zamanı; Anadolu idaresinin çok karışık olduğu bir devreye rastlar. Selçuklu Sultanlarının üçlü idareleri (1249 -1254), ikili idare (1256-57), Mogol baskıları, II.İzze'd-din Keykavus'un Mogollar'ın sürekli kötülüklerinden bıkıp-usanıp, Memlûklülerle haberleşmesinin duyulması üzerine, IV. Rükne'd-din Kılıç Arslan'ın Konya üzerine yürümesi ve II:İzze'd-din Keykavus'un Antalya yolu ile Bizans imparatoruna sığınması ( 1261 ), 7 yaşında tahta geçen Rükne'd-din Kılıç Arslan'ın 28 yaşlarında ( H. 664/ M.1266) öldürülmesi, vergilerin devamlı arttırılması, iç isyanlar, sultan ve emirlerin birbirleriyle geçimsizlikleri, büyük Kağan'a şikayetler, Karamanoğlu Mehmed Bey'in isyanı ( 1277), Memlûk Sultanı Baybars'ın Anadolu Seferi ve 1277 de Mogolları mağlup etmesi, Abaka Han'ın öç almak üzere 676 Muharrem
(Haziran1277) ayında Anadolu'ya gelmesi, entrikalarıyle ünlü Selçuklu Veziri Pervane Mu'inü'd-din Süleyman'ın Abaka Han tarafından öldürttürülmesi (2/8/1277), gibi Anadolu siyasi bakımdan eşine az rastlanır derecede istikrarsızdı.
İstikrarsızlığın bu kadar fazla olduğu devir, ekonomi ve dolayısıyla güzel san'atları etkilemiş, buna rağmen birçok medeniyetlerin beşiği Anadolu'nun münbit toprakları üzerinde, yurdumuzun tapu senetleri hüviyetindeki eşsiz abideler yükselmiştir.
Biz bu yazımızda; - ne Sahib Ata'nın kişiliği, ne eserleri ve ne de o devrin siyasi, sosyo-ekonomik ortamı üzerinde duracağız.
Ancak; Ebû'I-hayrat ünvanı ile de anılan ünlü vezirin bugüne kadar bozuk bir arapça ile yazılmış olduğu için yayınlanmamış, iki vakfiyesini neşretmekle, Anadolu Selçukluları üzerinde araştırma yapan tarihçi, sanat tarihçisi, ekonomist ve toponomistlere, çalışmalarında kullanmak üzere doneler sunmaya çalışacağız.
Birinci vakfiye, Konya'da bulunan imarete ait olup, 13 fotoğraftan ibarettir. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne nasıl intikal ettiği kesin olarak bilinmemektedir .
Vakfiye, arapça ve oldukça yıpranmış olup orijinal değildir. Başlangıç, dibace bölümü şahıslar elinde tomar şeklinde olduğu için zamanla yıpranmış olup birkaç satır eksiktir. Diğer kısımlarda yırtık ve silik bölümler bulunmaktadır. Karine yolu ile okuduklarımızı, bugünkü dile çevirerek, vakıf terimlerine sadık kalarak, mümkün olduğu kadar anlaşılan tabir ve deyimleri değiştirmeden ilim alemine sunmayı uygun gördük.
Herhangi bir yanlışlığa, yanlış anlaşılmalara mahal vermemek üzere, elimize geçen bu vakfiyenin fotoğraflarını tarihi bir belge olarak (Foto. 1 -13) aynen yayınlıyoruz. 2 numaralı fotoğraf, karta ters basılmıştır. Biz de aynen kullandık.
Aslı elimizde olmayan ve 14 Rebi'ul-ahir 317 (21/8/1899 M.) tarihinde kopya edilen vakfiyenin H. 663 Şa'ban (Mayıs 1264 M.) başında tesis edildiği, H. 664 (1265 M) ve H. 679 (1280) tarihlerinde ilaveler yapıldığı ve her üçünün tek vakfiye halinde H. 679 tarihinde sıhhat ve luzumuna Konya Kadısı Ebu Bekr bin Ahmed Urmevi tarafından karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu vakfiyenin yine arapça bir sureti, Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtlar Arşivi'nde 592 numaralı defterin 100 - 103. sayfasında, 9. sırada kayıtlı olup, üzerinde şu not bulunmaktadır:
'' Vakfiyesi hutut-u kazatdan ari ve istinat ve itina olunacak mahalleri mahkuk ve siyaneten lil- vakf kaydolunmuştur.''
Konya'da vaki Sahib Ata Vakfı 14 Rebi'ü'l-ahir, 317 tarihinde sadır olan irade-i Aliyye mucibince ba-takrir kaydolunmuştur.
Bugünkü ifade ile, ..Vakfiyesinde kadıların tasdik yazıları yoktur. Güvenilecek ve itina olunacak yerleri kazıntılı olup, vakfı korumak amacıyla kaydolunmuştur. Konya'da bulunan Sahib Ata Vakfı, 14 Rebi'u'l-ewel 317 tarihinde, Padişah buyruğu üzerine okunarak yazılmıştır, anlamında not düşülmüştür.
Bundan da anlaşıldığına göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun karmaşık son dönemlerinde bile, Vakfiye kayıt defterlerinin işlenişine büyük önem veriliyor, doğruluğu araştırılarak Iüzumuna kani olduktan sonra, ancak resmiyete giriyordu.
Vakıflar Genel Müdürlüğü, 592 numaralı defterdeki vakfiye suretinde yaptığımız incelemede, itimada şayan yerlerin yazılı bulunduğu, ancak, esasa müteâilik olmayan cüz'i bir kısmının eksik olduğu, vakfiyede yırtık ve okunamayan yerlerin / / işaretiyle belirtildiği (Foto. 14-16) görülmüştür.
Padişah buyruğuna esas olan mehazda, kazıntı, silinti olabilir. Onun hakkında bir mutaleâda bulunamayacağımız tabiidir.
14 Rebi'u'l-ahir 317 (21.08.1899) tarihinde Padişah buyruğu ile 592 numaralı deftere geçirilen bu vakfiyede şahitlerin adı ve lakapları bulunmamaktadır (Foto. 16).
Elimize geçen, aslının tomar şeklinde olduğunu tahmin ettiğimiz vakfiye (Foto. 1 -13) ile. 592 numaralı defterin 100-103. sayfalarında kayıtlı bulunan vakfiyeyi (Foto. 14 -16) karşılaştırdığımız zaman:
1) ikisinin de aynı kopyadan yazıldığı,
2) ikisinin de 14 Rebi'ulâhir 317 (21/8/1899) tarihli Padişah buyruğu üzerine yazıldığı.
3) Tomar şeklindeki vakfiyenin 11. fotoğrafının sağ orta kenarında:
«iş bu vakfiye muharrerat-ı mahalliye üzerine Mahkeme-i Teftiş'den ilam olunarak ol vechile Makam-ı Nezaret'ten yazılan takrir üzerine 14 Rebi'u'l-ahir sene 317 tarihinde sadır olan İrade-i Aliyye mucibince kaydolunmuştur. 19 Ağustos sene 315
Mustafa Şahsi mühür
(mühür okunamadı)
Mahmud
yazılı bulunmaktadır. Burada. Padişah buyruğuna esas mehazın, Mahkeme-i Teftiş ilâmı ve Evkaf Nezareti yazıları, olduğu anlaşılmaktadır.
Burada şu soru da akla geliyor; Acaba yukarıda zikri geçen Mahkeme-i Teftiş ilâmına esas olan, elimizdeki Tomar vakfiye mi? Yazı karakteri yönünden hayli eski olduğu anlaşılmakta ve bir kompozisyon verilmiş bulunmaktadır. Evkaf Nezareti, Sahib Ata neslinden bir şahsın mahkemeye müracaatı üzerine alınan ilamın, Mahkeme-i Teftiş'ten müsbet geçmesi, yani orijinali olmasa bile, en az bir kaç asır önceki sureti olduğunu kabul edip, Evkaf Nezareti'nde de kaydının bulunmadığı, vakıf hukukunu korumak üzere, Padişah iradesine müracaat etmesi, irade hasıl olduktan sonra, Tomar şeklindeki vakfiyeyi mehaz alarak, 592. numarada kayıtlı vakfiyeyi kopya ettiği, okuyamadığı yerlere / / işaretini koyduğu, şahitlerin isminin oldukça karmaşık güç, silik, ve yarım okunması neticesi, hiç yazmadığı, Bugünkü noterlerimizin tercümelerde yaptığı gibi, tomar olan (Foto. 11) mehaza da yukarıda zikrettiğimiz Padişah iradesinin tarihi ile kayıt tarihi olabilecek 19 Ağustos 315 tarihini atarak, şahsi mührünü de basarak tescil edildiği hükmünü vermek mümkündür.
4) Tomar vakfiyede, ekseriyeti yarım okunabilen, 32 adet çoğu kendi el yazıları olduğu sarahatle okunabilen şahit adı bulunmasına karşılık, 592 numaralı defterde kayıtlı bulunan vakfiyede şahit adları yoktur (Karşılaştırınız, Foto. 11,13 ve 16).
5) Tomarda bulunan yırtık ve silik yerler, 592 numaralı defterde de atIanmış ve çift çizgi ile belirtilmiştir. Esasa müteallik değildir.
6) Tomar vakfiyenin yazı karakteri, eskiyi yansıtmaktadır. Önemli yerlerini büyük kalın hatla yazmış ve kendisine göre bir şekil vermeye çalışmıştır. 592. numaralı defterdeki vakfiye katibinin yazısı okunaksızdır. Çala-kalem yazılmıştır. Ancak her iki katibin de arapça ve gramer bilgisi oldukça zayıftır.
7) Tomar şeklindeki vakfiye, 592 numaralı defterdeki vakfiyeden daha güvenilir ve daha aslına yakındır. Eksikleri daha azdır.
Her iki nüshaya I. numara verdiğimiz Sahib Ata'nın Konya imâret vakfiyesinde, 2 kapı adı, 4 çarşı adı, 2 imâret, 2 cami, 3 mahalle, 1 yöre ve 24 köy adı geçmektedir. Bunlar aşağıya çıkarılmıştır:
Kapı: 2 Sultan Kapısı, Aksaray Kapısı,
Mahalle: 3 Aksaray kapısı Mahallesi, Merendi Mahallesi, Attar Armağan Şah Mahallesi,
Çarşı: 4 : Odunpazarı, Yeniçarşı, Eski Çarşı, Cami Çarşısı
Cami: 2 Kemahlı Şerefü'd-din'e mensup Camii Şerif, Kendi imâreti camii
Eser: 2 (Mehlias'da) imaret ,Kendi Camii
Yöre adı: 1 Feyhak
Köyler : 24 Kılıcan , Karaağaç, inanç ini, Bademözü, Havraruddop, Oduncu İni, Hezas Şerhi, Arazar, Arhos, Ağın, Altuntaş, Tomşi, Bengaluye, Teşri, Ahmed Han, İdrisoğlu, Melisya, Kilisecik, Karayük, Küçat, Akçaviran, Ağılgaç, Balçıkhisar ,Azazraz, Şigon,

Vakıflar Dergisi'nin elinizdeki bu sayısında, Sahib Ata'nın inşa ettirdiği eserleri ve Gökmedrese'yi konu alan, aziz dostum Dr.Orhan Cezmi Tunçer'in «Oran ve Modül Üzerine Selçuklu Yapılarından Bazı Örnekler» başlıklı makale; bizi, Gökmedrese'nin vakfiyesini de bu münasebetle yayınlanmasının, makalelerin birbirlerini tamamlaması ve yazımızın başında zikredilen araştırıcılara mehaz olması yönünden faydalı olacağını düşündük.
Daha önce, merhum Prof. Dr. Osman Turan, bu vakfiyeyi görmüş, incelemiş, yayınlarında faydalanarak «... çok iyi bir tesadüf eseri olarak bize kadar gelmiş olan vakfiyesi, bozuk bir kopya olmasına rağmen, yalnız bu medrese (Gökmedrese) hakkında değil, Sivas Ta-rihi hakkında da en kıymetli bir vesikadır » hükmünde bulunmuştur.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde mahfuz 604 numaralı defterin 67-73.sayfaları arasında 90.sıra numarası ile kayıtlı bulunan vakfiye, Evkâf ŞÃ»rası'nın 56051 umum 372 numaralı 18 Temmuz 329 (18 Temmuz 1914 M.) tarihli kararı üzerine, 12 Ramazan 1331 (15 Ağustos 1913) tarihinde Padişah buyruğu üzerine, yukarıda zikri geçen deftere geçirilmiştir (Foto. 17-23).
Bozuk bir kopya olan metin, arapçadır. Gramer hatalıdır. O kadar ki, Ayet ve hadisler bile yanlış ve eksik yazılmıştır. Vakfiyenin başından sonuna kadar paragraf bulunmamaktadır. Allah rızası için bağışlanan gayrimenkuller birbirinin devamı olarak sıralanmıştır. Hudutlarda tutarsızlık vardır. Başı ve sonu olmayan irtibatsız cümleler, vardır. Biz, herhangi bir yanlışlığa mahal vermemek üzere, vakfedilen gayrimenkulleri maddeler halinde sıraladık. Birkaç yerde atlama yapmıştır. 16-17. madde arasındaki kısım; 21 - 22. maddeler arasındaki bölüm ile. 46. madde ile 47 madde arasında kalan bölümün birbirlerinin devamı olarak, vakfiyenin baş kısmının devamı olup, maddelerden önce yazılmış olması gerekir. Kanaatimize göre, defter halindeki vakfiyenin yaprakları karışmış, kopya eden katip de bunun farkında olmamıştır. 22. maddenin üzerindeki paragrafın, 21. maddenin sonuna gelmesi gerekmektedir.
Köy, semt ve yer adlarının telaffuzu farkı olabilir. Vakfiye, harekesiz olarak arapça yazıldığından okuma ve yazma hatası bulunması muhtemeldir.?
Vakfiyenin başlangıç bölümü olan dibace kısmı, hayli ağdalı arapça olup, anlam olarak birbirine çok yakın birçok kelimeler peşpeşe kullanılmış, edebiyat yapılmıştır. Arapçasında, kulağa hoş gelen bu kelimeler, türkçeye çevrilince çok karmaşık bir durum ortaya çıkmaktadır. Biz, burada, bilhassa zikri geçen bölümde bazı cümleleri, türkçeye adapte ederek, mealen almak zorunda kaldık. Ayet, Hadis ve övücü kelimelerde bu yola başvurmak mecburiyetinde kaldık
.Aksarayi'nin ifadesi ile; «ilimden behresi yoktur» denilen EbûI-hayrat ünvanı ile de anılan Sahib Ata Fahrü'd-din AIi'nin yazma bilmediği sebebi ile medrese inşasına ve vakfiyesine büyük önem verdiği söylenebilir.
Kendi ifadesiyle, şehirlerin kafir ellerinde harap ve helak olmasından dolayı, Anadolu'nun büyük bir ilim ve kültür merkezi olan Sivas'ı da, ilim adamları terk etmişti.
O devirlerde, belediyeler bulunmadığından, amme hizmetleri devlet adamları ve vakıflar vasıtasıyla ifa ediliyordu. Şehirlerin imarı da, dolayısıyla devlet büyüklerine ve zenginlere kalıyordu.
Vakfiyeden H. 679 (1280 M.) da Sivas'da 9 medrese, 6 han, 1 sultan hankahı: 1 Dar-ı ziyafet, 5 mescid, 1 zaviye, 1 çifte hamam, 4 çeşme, 5 şehir kapısı, 2 pazar, 12 çarşı, 1 kürkçü dükkanı, 1 tabgâh (Tabhane- dinlenme evi ?), 1 yağhane (Ma'sara), 10 mahalle, 37.köy ismi, 1 nahiye, 1 mezra adı, 3 nehir, 38 vakıf adı öğreniyoruz. Bunlar şöyledir:
Medreseler: Subaşı Medresesi, Kemaliyye Medresesi, Bulgarlı Medresesi, Selçukiyye Medresesı, Tûsi Necme'd-din Medresesi ,Kadı Necmeddin Medresesi, Hokkabaz Medresesi (Baha Beg MedresesI) ,Şemsü'd-din el-Cezri Medresesi, Hamalı Emirü'd-din Medresesi
Hamam: Şahne Hamamı
Çeşmeler : Ali Çavuş Çeşmesi, Ahmed Şah Çeşmesi, Sahib Ata'nın iki çeşmesi
Kapılar: Kale Kapısı, Sultan kapısı ,Tokat Kapısı , Çarşı Kapısı ,Kayseriye Kapısı
Hanlar: Kamilü'd-din Mansur Hanı, Sahib Ata'nın Büyük Hanı, (Selçukiyye Medresesi yanında, nehre yakın bir yerde), Semmani Hanı, Necme'd-din Candar Hanı, Eski Han, Nizamüd-din Hanı.
Mescidler: Attarlar Mescidi, Sahib Ata Mescidi, Kazvini Mescidi, Iki Kardeş Mescidi, Hacı Zeki Mescidi
Pazarlar:Buğday Pazarı Koyun Pazarı
Nehirler: Lir Nehri, Neccar Nehri, Alis Nehri, Zur Nehri
Çarşılar: Bakkallar Çarşısı, Kassarlar Çarşısı, Attarlar Çarşısı, Şevakin Çarşısı, Çırpıcılar Çarşısı, Aşerlar Çarşısı , Demirciler Çarşısı, Hartin (?) Çarşısı, Sultan Çarşısı, Haremeyn Çarsısı, Bıçakcılar Çarşısı, Akgallar (?) Çarşısı
Mahalleler : Kamnatyan, Bahae'd-din Ezferdao, Hürhuruf, Hürhasruf, Hoca Zeki, Bahae'd-din Defterdar Karaca, Kayluk, Medrese-i Mübareke Subaşı,
Köyler ve semt adları: Kesrik, Hevd, Biğik, Sefal, Zara, Ekizman, Havran, Yukarı Tabın,Yaşlı Kilise,Barolik , Kerban, Sofular, Mahnok, Mahmud-i Hacib, Ekutfetros, Dodurga, Ebu Beki, Samanharmar, Köfartlgos, Kızılcaköy, Nlkosa, Valdin, Divane eylemelik (?), Kökhal
Körki, Lina, Keptii , Hava Refik (Hafik), Hud, Faris Nahlyesl, Kötni Mezrası, Belvar, Dutlu Şehri, Ayva Semr, Remrak, Kemenker, Körkü, Ekrak Baba,
Vakıflar: Mehdiyü'd-din Vakfı, Gani Vakfı, Manastır Vakfı, Medrese-I Şerife Vakfı, Attarlar Mescidi Vakfı, Subaşı Mederesi Vakfı, Kemaliyye Medresesi Vakfı, Hanım Hatun Vakfı, Bulgarlı Medresesi Vakfı, Selçukiyye Vakfı, Selçukiyye Medresesi Vakfı, Ali Çavuş Çeşmesi Vakfı, Tûsi Necme'd-din Medresesi Vakfı, Beddal (Bakkal) Vakfı ,Ahmed Şah Vakfı, Mecdidü'd-din Atabek Vakfı, Hacı Mehmed Vakfı, Kadı Necme'd-din Medresesi Vakfı, Müşta-i Hatun Vakfı, Fahrüd'din Vakfı, Cabir ve Dam Vakfı, Kilise Vakfı, Yusuf Vakfı, Mahmud Vakfı, Merhum Beylerbeyi Vakfı, Kazvini Mescidi Vakfı, Hakkabaz Medresesi Vakfı, Şemsü'd-din EI-Cezri Medresesi Vakfı, İki Kardeş Mescidi Vakfı, Hacı Yakub Vakfı, Isfahanlı Vakfı, Necme'd-din Candar Vakfı, Hama'lı Emirü'd-din Ali Medresesi Vakfı Hacı Mübarek Vakfı, Meltabiyye Hayrı Vakfı, Hacı Zeki Mescidi Vakfı, Nadrln Vakfı, Şeref Baba Vakfı,
Memleketi imar etmek isteyen Sahib Ata, Medrese-i Sahibiyye-i Fahriyye adıyla anılan Gökmedrese'yi (1271 M.) inşa ettirmiş, ilim adamı ve öğrencilerin barınması için de Dar-ı Ziyafet (konuk odaları)'i inşa ettirmiş, milli kültürümüzü dağılmaktan kurtararak, Sivas'ı kültür merkezlerimizden biri yapmıştır.
Buraya alınan öğrencilerde mezhep farkı aramamış, bütün mezhep mensuplarının birlikte dini ve ilmi tahsil yapmalarını sağlayarak, Anadolu'nun birlik ve beraberliğine katkısı olmuştur.
Ancak, kendisi Şafii mezhebinden olduğundan, medresenin müderrisinin Şafii olmasını istemiştir. Bununla birlikte Şafii mezhebinden müderris bulunmadığı takdirde Hanefi mezhebinden bir müderris!n başa geçmesini, Şafii mezhebinden bir müderrisin daha sonra bulunması halinde, Hanefi olan müderrisin istifa etmesini, şart olarak ileri sürmesi ilgi çekicidir.
Vakfiyedeki kütüphane ve kütüphaneci tahsisi, Selçuklular'ın kitap, kütüphane ve ilim adamı yetiştirmeye verdikleri değeri göstermektedir.
Vakfiyeden, o devirde, Sivas'ın Büyük Emiri'nin adının Bahae'd-din Kutlu olduğunu öğreniyoruz. Özel bir jestle Ferraşlığa tayin edilen Emir'in vefatından sonra, ferraşIığı, kendi torununa bırakmaktadır. Dolayısıyla, torununun Emir-i Kebir Şemse'ddin Mehmed bin-i merhum Tacü'd-din Han ibn-i Vâkıf olduğunu öğreniyoruz.
Selçukiyye Medresesi yanında Sahib Ata'nın bir Büyük Hanı olduğunu, nehre yakın bulunduğunu anlıyoruz.
Şahna adlı çifte hamamın, medreseye yakın olduğu belirtiliyor. Semerkandi namı ile anılan Tabgah" dükkanının kağıtçı (?) olması ihtimali oldukça yüksektir. Samuran (kürkçü) dükkanının bulunması, şehrin ticari hüviyetini açıklar.
Emir-i Hac Ce!aled-din Mahmud, Emir Nasıru'd-din Behram Şah, Emir Nure'd-din Hamza Bey ve Fahrü'd-din Subaşı Zevcesi Mama Hatun'un arazilerinin varlığını vakfiyeden öğreniyoruz.
Selçuklu Veziri Sahib Ata Fahrü'ddin Ali'nin mimarı, Kalûyan-ı Konevi, diğer adıyla Ke!ük bin Abdullah'ın eserlerinin kitâbelerinde adı bulunmasına rağmen, Vakfiyede adının hiç geçmemesi ilginçtir. Ancak, mimara, vakıf gelirinden her ay belirli ücret verilmesini şart koşmuştur. Her ay verilen ücretin yarısının kaç dirhem olduğu yazı ile yazılmış, dolayısı ile Vakfiyede, maaşlarda tahrifat yapılması önlenmiştir. Şöyleki, on beş dirhem-i sultani, yarısı yedi buçuk eder,» gibi.
Konya ve çevresi ülkelerin Kadısı Ebu's-sena Mahmud bin Ebû Bekir bin Ahmed-i Urmevi, Vakfiyenin sıhhat ve Iuzümuna karar vermiştir. II. Vakfiye olan Gökmedrese Vakfiyesinde de, Urmevi'nin lakabı tamdır. 676 H. de Sivas Kadısı'nın adının İzzü'd-din Hasan bin Mehmed Urmevi olması da, lakap yönünden dikkate şayandır. Zira, Abaka Han, Urmiyye şehrinde kalıyordu. Sahib Ata Fahrü'd-din Ali, Urmiye'ye gitmiş, Mogol Hükümdarı büyük Kağan ile görüşmüş , Vezâret makamına iade edilmişti. Oğulları ve Pervane ile geri dönmüştü.
I. Vakfiye'nin katibinin adının ise Ali bin-i Abdullah Muhammed EI-Talibi Kadı el Asker Mansur olduğunu öğreniyoruz.
Akarların bir seneden fazla kiraya verilmemesi, mecburiyet olursa, en fazla üç senelik akit yapılması şartı, bize, diğer sakıncalarının yanında, hayat pahalılığı, mütevellilerin, dostlarını kayırmamasını temin, veya çok kimsenin Istifade etmesini temin için şart konulduğu ihtimalini akla getirmektedir.
Bulgarlı Medresesi'ni, Malazgirt savaşından sonra, Anadolu'da kalan Türk Bulgarlar mı kurdu, yoksa, büyük bir ticaret merkezi olan şehire gelen Bulgar tüccarlar mı, tesis etti, bilemiyoruz.
Sahib Ata Fahrü'd-din Ali'nin vefatından 6 sene önce, oğullarının ölümünden 2 sene sonra yazılan ve zamanın Konya ve civar ülkeleri Kadısı tarafından tescil edilen arapça vakfiyelerin, bugünkü dilimize tercümeleri, ve tercümeye esas aldığımız metinlerin fotoğrafla-rını aşağıda sunarken, şahıslar elinde bulunan vakfiyelerin ehil ellerce toplanması, tarihimizin ve san'atımızın karanlıkta kalmış bir çok sayfalarını. aydınlatacaktır.
Ayrıca vakfiyenin sonunda, şahitlerden sonra, medrese inşasını ve bahis konusu vakfiyeyi Sultana arzetmesi, sultanın da, memleket kültürüne hizmet edecek olan Gökmedrese Vakfına zeyl vakıf yapması, 1295 tarihi dikkate şayandır.

I. KONYA İMARET VAKFİYESİ
Cenab-ı Hak Peygamberi olan Hz. Muhammed'e sonsuza dek yüce bir salât ile salât ve selam buyursun dünya ölüm ve bela yuvası ve kaçılacak bir yerdir. Kalınacak yer değildir. Ba-har bulutları gibi gelir geçer. Çölde parlayan serab gibi aldatıcıdır. Ona, sonsuzluk gözü ile ba-kıp, arzularına uyanı zelfi kılar. Burada hiçbir Peygamber, peygamberliğinden ve hiçbir cebbar, ceberut ve kuwetinden dolayı ebedi kalmamıştır . Ne mutlu o kimseye ki, güzel iş yapıp bu dünyaya uzun ümid bağlamamış ve Allah'tan gerektiği şekilde korkmuş ve O'nun yolunda ibadetle geçirmiş ve bu vadide bütün imkanlarıyla çalışmıştır Bizim uğrumuzda çalışanları yolumuza Iletiriz. Allah iyilik yapanlarla beraberdir . Allah uğrunda kim ki karz-ı hasen, yani karşılıksız ödünç para verirse ve hayır yaparsa, Allah onun mükafatını kat kat arttırır. Allah bol bol verici ve Istediğinde de kısıcıdır, dönüş onadır .
Cenab-ı Hakkın tevfikine mazhar olanlardan bulunan Sahib-i A'zam, doğu ve batı vezirle-rinin hâkimi, halkın sığınağı, yaratıkların imdadına yetişeni ... devlet ve dinin iftiharı, islam ve müslümanların müftüsü, melik ve sultanların emiri, iyilik, menkıbe mefahir ve cömertliklerin babası, Konyalı Ali bin-i Hüseyin EI-Hac Ebu Bekir, Konya'da Sultan Kapısı yolunda Odun Pazarı yakınında Hendek hizasında bina ve tesis ettiği İmâretin tamamını vasıta ve tercümansız kendi diliyle ikrar ederek ve tasarruf ve teberrularında müstakil olarak Cenab-ı Hakk'a yaklaşmak ve tevessül ve sevdiği kullarına hazırladığı ebedi nimetlerinin, Doğru bir kalble gelenler hariç. mal ve evladın fayda vermediği günü hatırlıyarak iyilik yapan kadın ve erkek ve karşılıksız ödünç para veren kişilerin sevabım Allah kat kat artırır . Mealindeki âyet-i kerimeleri ve yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve hayır yollarına verip geride bıraktığından başkası senin malın değildir ve hayır yapanlar ve kendisinden istifade olunan ilim bırakanlar ve arkasından hayır dua eden Iyi nesil bırakanlar hariç insan oğlu öldükten sonra ameli kesilir, yani sevap defteri dürülür mealindeki Hadis-i Şerifleri düşünerek, Allah'ın azabından kaçınmak ve sevabına nail olmak ümidiyle yukarıda bahis mevzuu edilen imâreti vakf ve haps etti.
Bu imaretin hududu ... Fahru'd-din Ferhad, milki ve iki taraftan yol ile son bulur ve adı geçen imâretin ... onlara bitişik mescidle beraber bütün hudut ve hukuki ile vakfeyledi.
Adı geçen Vakıf, birbirine bitişik ve tümünün sınırları belirtilen medrese ve mescid ve minarenin yararına olmak üzere aşağıdaki gayrimenkulleri vakfetti :
1 - Kırşehir'e tâbi Kılıcan adındaki köyün tamamı. Bu köyün sınırı Feyhak'a bağlı Karaağaç köyünün ve Kara Temur ve Ahmet Bağı ve Inanç Ini köylerinin hududlarına ve Badem Özü ve Havraruddob köylerinin hududlarına ve Oduncu İni köyüne giden ırmak ile sınırlı,
2 - Arazar köyünün tamamından ¦hisseli yarı hissenin tamamı. Sınırı Arhos köyü ara zisine, Ağın, Altuntaş ve Tomşi (?) köyleri hududlarına ve Bengalüye bağlı Terşi köyü hudu. duna ve Hezas şehrine bağlı olan Fettanla nihayet bulur.
3 - Konya dışında Ahmed Han köyü yolu üzerinde merhum Nizamûd-din Hurşidi'l-Burul sebzeliği diye bilinen sebzeliğin tamamının şuyulu yarı hissenin tamamı, tümünün sınırları iki taraftan yol ve Bahaü'd-din Razna sebzeliği diye meşhur sebzelik ve Bezzaz Ebu'l-Hasanoğlu, Konyalı Kemalüd-din Faris milki ile mahdudtur.

4 - Konya dışında Baba Mehilas yakınında kain bin adet tevek ihtiva eden bağın, ora-daki imaretin tamamı. Hududu Şemsud-din Eazz milki ve Bilûrcu namı ile bilinen Cemalu'd-din milki ve Sıddık Hable'ye mensup bağ ve Seyfu'ddin Sonğurca milki ve Bala Mehmed milki ve yol ile mahdudtur. Bu bağ eskiden merhum Fahru'd-din Ebu Bekir Pervane bağı diye meşhurdur.
5 - Konya dışında İdris oğlu köyü nami ile bilinen Melisya köyünde kain arazinin tamamı. Bunun hududu Konyalı Pamukcu Siracu'd-din milki ve Kattan (pamukcu) Şemsu'd-din milki ve iki taraftan yola kadar Beryana mllki ile mahdudtur.
6 - Konya dışında, Konyalı Zekeriya Tercümanoğlu Bedreddin Yahya arazisi namı ile bilinen arazinin tamamı. Hududu Şerke milkine ve tamamı Tedros milkine ve Ebi milkine ve iki taraftan yola ulaşır. Adı geçen Vakıf, zikrolunan mevkufatı bütün hudud ve hukuk ve merafık ve merasim ve ekleri, çiftlikleri, sulak-kurak arazileri, düz yerleri, dağları, tepeleri, bostanları, bağları, otlukları, çiftçi evleri, hayvanata ait ağıl, yatak yerleri, mamur ve gayrimamur yerleri, es-kiden ve yeniden kendine ait ve bitişik bütün hakları ile birlikte, hiç kimseye ait olmayan mes-cidler, hayrat ve umumi yollar müstesna olmak üzere, tümünün her yönü ile sonsuza dek gerçek ve şer'i bir şekilde vakf etti. Dünyanın sonuna kadar bu gayrimenkullerde satış, bağış, rehin temlik ve veraset cari olamaz bu durum Allah'ın yeryüzüne ve üzerindekilere varis oluncaya kadar devam eder ki o varislerin en hayırlısıdır .
Geliri başkalarına ve şartlarının aksine sarf olunamaz. Kim ki bunlardan bir şeyi, zorunlu bir sebeb olmaksızın yaparsa, Allah'ın ve Meleklerin ve bütün halkın lanetleri ve Allah'ın hiçbir kimseye yapmayacağı azabı ve işkenceleri onun üzerine olsun. Bunu işittikten sonra, kim bozarsa, vebali bozanların üzerinedir.
Bundan sonra adı geçen Vakıf, Şaban Ayı başında 663 H. senesinde ( 19.05.1265 M. tarihlerinde) Konya'ya bağlı Kırşehir nahiyesinin Karayük diye bilinen köyü vakf etmiştir ki şöhretine binaen tahtitten müstağnidır. Hıdda-i Difriğe tabi Kilisecik adındaki köyün tamamı bütün hukuk ve hududu ile birlikte, birbirine bitişik bulunan Medrese ve Mescid ve minarenin yararına vakfetti. Yine adı geçen Vakıf, - Allah onun hayratını daim kılsın. Kon-ya'ya bağlı Kırşehir nahiyesinde kain Karayük'e bağlı meşhur olduğu için hududlarının zikredilmesine ihtiyaç olmayan Küçat ve Akçaviran köylerinin tamamını bütün hudud ve hukuki ile vakfetti. Akşehir - Erzincan'a bağlı ve meşhur olduğu için hudutlarını zikretme ihtiyacı olmayan Ağılgaç ve Balçıkhisar köylerinin tamamını, sonsuza dek gerçek bir şekilde vakfettl, Dünyanın sonuna kadar satış, bağış rehin ve veraset bahis konusu olamaz. - Allah'ın yeryüzüne varis olacağı vakte değin ki o varislerin en hayırlısıdır. Vakfiyyede imzası bulunan hakim 664 senesi Cemaziye'l-ahiri'nin 4. günü ( 13.03.1266 M.) vakıfın ikrarını dInledi ve tescil etti. Yine adı geçen vakıf 666 senesi Receb ayının sonlarında ( ?14.04.1268) Şer'an tasarrufu altında bulunan ve biribirine bitişik altları bodrum olan 4 dükkanın tamamını da vakfetti. Hu-dudları şehrin içindeki Medrese ve iki taraftan yol ile mahduttur. Yine Konya'nın içerisinde merhum Mecdü'd-din Mütetabbib namı ile bilinen yerde kain, bir sofa ve arsa ve üç fevkani odayı müştemil evin tamamını, Konya dışında Aksaray Kapısı Mahallesi adı ile bilinen mahallede kain, birbirine bitişik sofa ve arsa ve altı ile beraber fevkani iki oda ve iki dükkan ve yeri müştemil evlerin tamamını vakfetti, hepsinin hududu Or milkine ve Monovil milkine ve iki taraftan yola uzanır.
Merendi mahallesinde kain, sofa ve arsa ve bir oda ve üstü bina olan ahırı müştemil evin tamamını vakfettl. Hududu Monovil milklne ve Aksay milkine ve tamamı Sara Hatun milkine ve Keramane milkine ve yola sınırlıdır. Yine Konya'da Merendi Mahallesinde kain, beş oda ve avlu ve helânın tamamını vakfettl, hududu Ambarcı Şemsü'd-din milkine .ve Hacı Dellâl mil-kine ve arap milkine ve yola uzanır. Konya Içinde Attar Armağan Şah Mahallesinde kain, fevkani ve tahtani on odayı müştemil Ermanhane namındaki odaların tamamını vakfetti. Hududu Ömer milkine ve Arap Hatun ve Melike Hatun milklerine ve caddeye ve orada kâin havuza uzanır. Yine Konya'da, Yeni Çarşı'da Külahcılar sırasında, üçü birbirine bitişik beş dükkanın tamamını vakfetti. Bunların üçünün hududu iki taraftan Iyhas adındaki yere ve vakfa ve yola kadardır. Bunlardan üçünün hududu ise, iki taraftan vakfa ve iki taraftan yola kadardır. Yine Konya'da Eski Çarşı'da Mescidler sırasında, birbirine bitişik üç dükkanın tamamını vakfetti. Hududu iki taraftan Kemalûd-din ve Ahmed Şah veresesi milklerine ve yola kadardır. Yine Konya da Karaarslan ve Kemahil Şerefü'd-din'e mensup, Camii Şerif hizasında kalan, altlarındaki bodrumla beraber üç dükkanın tamamını vakfetti. Bunların hududu, üç taraftan yol ve vakıf ile nihayet bulur. Yine Konya'da, Cami Çarşısı'nda kain, dükkanın tamamını vakfetti. Hududu iki taraftan yola ve iki taraftan vakıf ile nihayet bulur. Adı geçen Vakıf, zikrolunan yerlerin yararına vakfettiğini şer'i ve gerçek bir şekilde ikrar etti. Bu vakıfların gelirinden tahsildar ve mimara her ay otuz dirhem verilmesini ve bu tahsildar ve mimarın, vakıfın dürüst azatlılarından emin kişiler olmasını şart kıldı. Şu şartla ki; bunlar, güvenilir ve dürüst olup, kendilerine verilen vazife ve şahıslarına teallük eden hizmette kusur etmeyeceklerdir. Adı geçen vakıf. Allah o'nun hayratını daim kılsın. bu vakfın tevliyetini sağ oldukça kendi nefsine, sonra erkek evladına ve erkek evladından tevliyete elverişli bir kimse kalmadığı takdirde, azatlılarının erkek çocuklarının en dürüst ve en reşidine ve bunlardan tevliyet ve nezarete elverişli kimse bulunmadığı takdirde, Konya Kadısı'nın re'yine bırakılma-sını şart kıldı. Adı geçen Vakıf. Allah o'nun hayratını daim kılsın, bu vakfın mahsulünden, tam üçte birini tevliyet ve nezaret hakkı olarak keniı nefsine şart kıldı. Sonra erkek evladına ve bu tevliyet ve nezaret mezkûr azatlılara veya azatlıların oğullarına veya sözü geçen Konya Kadısı'na şart kıldı. Yukarıda belirtilenler, 660 . . . . (?) (okunamadı) senesi Ramazan-ı Şerifi'nin ilk on günlerinde ( 29.07.1262- 660 H.den sonrası okunmadığı için 660'ı kabul etmek zorunda kaldık- ) tanzim edilmiştir.
Yine Konya'ya bağlı Altunbaş köyü yakınında Azazraz diye bilinen köyün yarısının tamamını, adı geçen köyün hududu bu vakfiyede zikrolunmuştur.
Konya'ya bağlı Kırşehir Nahiyesinde Karayük'e tabi meşhur olduğu için sınırlarını zikret
meye ihtiyacı olmayan Şigon diye bilinen köyün tamamını, yukarıda zikredilen yerlerin yararına gerçek ve Şer'i bir şekilde vakfetti. Adı geçen Vakıf, vakfiyede zikrolunan iki muidden her birine ayda, yine bu vakfiyede zikri geçen paradan on dirhem ve nakibin vazifesine mezkur paradan onbeş dirhem ve sözü geçen meseldin imamına yarım batman ekmek ve vakfiyede bahsi geçen müezzinin vazifesine günde iır batmanın dörtte biri ekmek. Ferraş Sinanü'd-din Yakûti'nin ücreti olarak günde bir batmanın dörtte biri ekmek verilmesini şart kıldı.
Vakıfın nesli münkariz olduktan sonra, mütevellinin vazifesine ayda on dirhem, mimar ile cabi'nin istihakına günde yarım batman ekmek ilave edilecektir.
Adı geçen vakıf - Allah o'nun hayratını daim kılsın. yukarıda zikrolunan evkafımı Seyfü'd-din Sefer bin Abdullah el-Katib'e her gün mezkur ekmekten yarım batman ve mezkur paradan her ey beş dırhem verilmesini şart kıldı. Yukarıda belirtilen beşten hariç, vakıf bu vakfa para karşılığı hesap tutmayı yasakladı. Kim ki, muhasebeve hesabı, para karşılığı yapmaya yeltenjrse. Allah o'nun hasmıdır ve Allah'ın gazabı onun üzerine olsun.

Adı geçen vakıf. Allah o'nun hayratını daim kılsın. bu vaktiyede zikrolunan bütün em-lakten başka, bu vakfın gelirinden olan bin dirhem daha vakfedip şöyle şart eyledi ki; yukarıda yazılıp beyan olunan evkafın hjç birisinin değiştirilmesi veya şartlarından birinin tebdili, Allah'a ve kıyamet gününe iman eden hiçbir kimseye, hakim, kadı, veya valiye helal olamaz. Kim ki vakıfın şartları hilâfına hareket ederse, Allah'ın gazabı üzerine olsun ve cehennem gi-deceği yer olsun. Orası ne kötü bir yerdir. Allah onu, amelleri hüsrana uğrayanlara ilhak eylesIn ki, onlar, dünya hayatında yollarını şaşırmış kimselerdir. Halbuki güzel iş yaptıklarını sanırlar. Vakıfın niyet ve kastettiği hususlarının mükafatı, Allah'ü Teâlaya aittir. ki O, güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.
Bundan sonra vakıf, bahis konusu vakfın tümünü elinden çıkarıp mütevelliye teslim etti. Vakfiyenin yukarısında imzası bulunan hakimden, cihanın allamesi. son alimlerin en faziletlisi, inceleyici ilim adamlarının önderi ve sultanı, şeyh'ül-islâmların şeyhi, kadıların kadısı, mülk ve dinin ışığı, melik ve sultanlara öğüt veren Mevlânâ Ebü-Bekr bin Ahmed'den bu vakfın sıhhat ve luzümuna hüküm taleb etti. Hakim de, adı geçenin isteğine Icabet ve talebini kabul ederek, bahis konusu vakfın ve şartlarının sıhhat ve luzümuna, Allah'dan hayır temenni ederek sahih, şer'j bir şeklide hüküm ve muhkem katı, bir surette hükmetti. Bu kat'I hükmüne orada bulunan ve güvenilir adil kişileri şahit kıldı.
İşbu vakfiye 679 H. senesi Ramazan ayının son on gün içinde ( 13.01.1281 M. yazılıp tanzim edilmiştir.
Hamd Allah'a, selat ve selam Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V)'e ve bütün ehli beytlne olsun.
Şahitler
Şehide alâ zâlik. . . Halil Muhammed, Resul el Kayseri ,el hâkim bih a, ahsen allahü akibetehu
Şehide bi-zalike Süleyman bin Muhammed, Ahsenallahu avkıbehu
Şehide bi-zalike Mahmud Emir-üI Hac bin el Hüseyin 'Afallahu anhu
Eşhedeni el-Vâkifu'l-mezkûru a'lâhu Tekabbel Allahu minhu
ve selleme mes'ahu ketebehu Muhammed bin Hüseyin bin Hasan, Ahsenallahu avkıbehu
Şehide bi-zalike. . .. ahsenallahu akibetehu ve'ala anhu (?)
Şehide bi-zalike ,Mes'ûd bin... ahsenallahü avakıbehu harrerehu bi hattihi
Şehide bl-zalike ¦¦¦¦¦¦¦..
Şehide bl-zalike Eş-Şeyh. . . y, Es - sakin. . . y, Şeyh-i hanigâh .. . hac
Şehide bi-zâlike Ahmed. . . bin Muhsin, Harrerehu bi-hattihi
Şehide bi-zalike Muhammed. . . ibn-i Ca'fer , EI-alevi ketebehu bi-hattihi.
Bihi şehide subuten Ramazan bin ResûI , El- münemmiku bi - hattihi
Bihi Şehide Calis bin-i İshak bin EI - hac İsa ve ketebehu bihattihi tarihihi
Bihi şehide subûten Abdülvehab bin Cebrail
Bihi şehide subuten İsmail bin İshak El Kayseri bi hattihi
Bihi şehide subuten Halil bin-i Mahmud EI Kayseri
Bihi şehide subuten Alaü'd-din Yakub bin Arslan ve ketebehu bi hattıhi ahsenallahü hatimetehu
Bihi şehide subuten Hacı bin...Elblr âlevi
Şehide bi zalike kezalik Muhammed EI-münemmik El bir alevi
Bihişehide subuten Ebu Bekir bin Muhammed el hallati el-Hafız
Bihi şehide subuten İsmail bin Süleyman el “hafız el Kayseri bi hatıhi
Bini şehide subuten eş şeyh es salih Ziyaü'd-din Muhammed Ramazan bin Muhammed
(yırtık var okunamadı) suhhiha (onandı)
Bihi şehide subuten Muhammed bin Ahmed el hatip EI Kayseri eâehullahü bi-tevfikihi
Bilhi şehiden subuten Ali bin-I Ali EI-münemmik (?)
Şehiden bihi subuten İshak bin İbrahim... EI-Kırşehri bi-hatıhi
Bihi şehiden subuten Muhammed bin. . . EI-Kayseri
Bihi şehide subuten Haydar bin Mahmud EI - Kayseri
Şehide bi zalike ¦¦¦ ¦¦¦ ¦¦..
Şehide bi zalike ¦¦¦ ¦¦¦ ¦¦..
Şehide bi zalike ¦¦¦ ¦¦¦ ¦¦..
Şehide bi zalik... Hasan bin ¦¦ ¦¦¦

SAHİP ATA FAHRÜ'DDİN ALİ'NİN SİVAS GÖKMEDRESE VAKFİYESİ


Iş bu suret-i vakfiye ŞÃ»ra-i Evkaf'ın 18 Temmuz sene 329 (1913) tarihli kararı üzerine ba takrir 13 Ramazan sene 1331 (1913) tarihinde sudûr eden Irade-i Aliyye mucebince kayd olunmuştur.
Es-seyyid Mustafa Necip Müftüzade EI-Müvella Hilafeten bi Medine-i Sivas
ba takrir,
56061 Umum
372

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla ,
Allah'a tevekkül ettim (dayandım)
Bu vakfiyenln kapsadığı hususlar. Sahib-i Azam ve düsturu muazzam hazretlerinin ikrar ve Itirafı ile nezdimde sabit olmakla vakfiyede izah edildiği üzere sıhhat ve lüzumuna tam ve kesin olarak hüküm ettim.
Bunu yazan Konya ve diğer ülkeler Hakim-i Şer'isi Ebûs-Sena Mahmud bin Ebubekir bin Ahmed-i Urmevi'dir.
Hamd-ü sena Imanın esaslarını Furkanın nuru delillerini, alametleriyle yükselten dinlerin hükümlerini, meselelerini, beyan ve burhanın faydaları ile izah buyuran Cenab-ı Hak'ka mahsusdur. O zatı yüce ala, insan oğlunu imana götüren akıl ve vuzuha sevkeden ilim ile yaratıkların türleri üzerine tercihen mükerrem ve müserref kıldı. Onlarda alemde nefisler. ufuklardaki sağlam kılınan gerçekleri müşahade, fikirleri Ile kayyum ve yüce olan kutsal kişiliğini maddelere benzeterek ve zamanlara münasebettar takdis ve tenzih ettiler. Bu sebeple nefisleri irfan nurları ile parlaklık kazandı da şüphe korkusundan kurtulup iman ve inanç rahatlığına erdiler. O zat-ı yüce ve aladan başka ma'bud-u hakiki olmayıp bir ve ortaksız, emsal. benzer ve yardımcıdan münezzeh, yüce bir Ulu Tanrı olduğuna Hz. Muhammed'in Cennet dereceleri ile tebşir, ateş uçurumları ile korkutan kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim. Cenab., Hak O'na, Ehl-I Beyt ve arkadaşlarına ve halifelerine rahmet, rıdvan kerameti ile tekrim ve teşrif eden bir salat ile selam buyursun.
Maksada gelince: dünya zevale makrun bir cevlangâh, yani, kısa bir zaman dönüp do-laşılacak bir yerdir. Onu sevmek vahim ve korkunç bir azabtan ve büyük tehlikeye düşmekten başka bir şey değildir. Va'dinde durmayanı tehdidini yerine getirerek mahveder. Hayrının en uygunu, yaramaz ve ilacının en mülayimi. dağlamadır. Cenab-ı Hak onu ıçınde bir müddet ya-şama için yaratmış olup, ebedi bir karargah değildir. Bu dünya sermayesi, ancak farz olan iba-
detler, arz olunan iyilikler, makbul sadakalar ve Cenab-ı Hak'ka yaklaşmayı gerektiren hayırlı işler, güzel huylar, yüce ilimier, faziletler, nefsi cimrilik ve açlıktan temizleme, eza ve minnete bitişik olmayan bağış ve ihsanlardan ibaret bır ticaret yeridir. Akıllı ol kimsedir kı, dünyada biriktirdiğini, korkunç ahiret için sarf etmiştir. Her kim, ahiret için çalışır ise, ali makamları) yüksek dereceleri elde eder. Dünyanın geçici süslerine, gönül alıcı yaldızlarına aldanır Ise. baki nimetierden, yüksek derecelerden mahrum olur. Bu dünya. akıllının çiftliği, gafil ve cahilin ziyan edeceği yerdir. Dünyada hayır eken, şerden emin ve şer eken meferr'den yani kaçacak yerden ümitsiz ve me'yüs olur. Her kim çok eker, kök ve dalını da güzelleştirir. ekimini çoğaltırsa, onu Allah nezdinde ecrin en büyüğü ve azığın en verimlisi olarak mevcut bulur. Cenab-ı Hak, Mevlana Sultan-ı Azam, Hakan-ı Muazzam zıllullahi fil-alem (Dünya da Allah'ın gölgesi). Arap ve Acem Meliklerinin büyüğü, Allah'ın arzının Sultanı, beldelerinin koruyucusu, kullarının yardımcısı, evliyasının hürmetkarı, düşmanlarının amansız hasmı, dünyanın, dinin imdadına yetişeni, islâm ve müslümanların dayanağı, asilerin azgınların imha edicisi, kâfir ve müşriklerin amansız düşmanı, zındıkların kahredicisi, meliklerin, sultanların en adili Ebülfeth Keyhusrev bin Sultan Rüknü'd-din Kılıçarslan bin Sultan Gıyaseddin Keyhusrev bin Emir-i Mü'minin Sultan Alaed-din-i Keykubad'ın devletini daim ve saltanatını ebedi, kaim, doğu ve batıda delillerini üstün, askerlerini, yardımcılarını mansur ve muzaffer buyursun.
Vaktaki Cenab-ı Hak, Sahib-i Âzam ve düsturu muazzam zamanın âsafı, âlemin islâh edi- cisi. dünyanın işlerini tedvir edici, adâlet ve insafın naşiri, şeriatın istinatgâhı zayıfların sığı- nağı, kalbi yanıkların yardımcısı. mülkün nizam ülkelerin dayanağı, doğu ve batıda. uzakta ve yakında bulunan meliklerin, emirlerin, vezirlerin iftiharı, devletin, dinin, doğruluğun yardımcısı. meliklerin, sultanların sağ eli, meali ve mefahirin, menakıb, measirin (yani türlü güzellik vasıf. ların babası) ve yüceliğin pırlantası Ali bin Hüseyin bin Elhac Ebu Bekir Konevi (Konyalı) . AI- lah onun günlerini ve ikbalini daim kılsın. işlerini ve ahvalini kötülüklerden korusun.

Vaktaki. mesafenin uzaklığına nazarı dikkatle baktı ve cümlenin Allah'a rücû edeceğini, yolun korkunç hallerle, afetler felaketlerle dopdolu olduğunu. yol hazırlığının çok lazım oldu- ğunu. mal, mülkleri ibka, hayrata sarf. ve o yol. da tüketme ile mümkün olacağını. iyiliğin kötü- lüğü yok ettiğini, Cenab-ı Hak'kın ribayı imha sadakaları artırdığını, (yani, bir malın baki kala-bilmesi, hayrata sarfetmekle mümkün olduğunu) idrak etti. Bu sebeble, cömert elini hayrat ve hasenata uzattı. Elini böbürlenmekten ari olarak, sevaplara açtı, öyleki, Allah yolunda sarf et-tiği himmetleri, haddini geçmiş ve Allah'ın rızası uğrunda harcadıkları cömertlik ve kerem payesinin üstüne çıkmış ve geçmiş milletlerin hayalinden bile geçmemiş, bu suretle tarihteki Maan, Hatem, Nu'man, Kays bin Asım'ın haberlerini, tarihlerini neshetmiş (yani, cömertlikleri ile tarihe geçen bu kişileri gölgede bırakmış, zamanının halkına vermekle cennetteki yüce ma-kamlara nail olmaya hak kazanmıştır.)

Bundan sonra, adı geçen Sahib, aleme nazarı ibretle baktı. Sonucu basiret erbabının dü-şündüğü gibi düşündü. Bu suretle zamanı, zaman değil, adeta bir tufan buldu. Öyle ki kılınç kemiyet ve keyfiyet hududundan çıkmış, ulemanın yokluğu ile alem yok olmağa, Allah'dan korkan kişilerin inkirazı ile güzel huylar munkariz olmağa, Evliyanın yokluğu ile muhkem bir bağ olan ilim müesseseleri harap olmağa yüz tutmuş ve ilmin pazarı dağılmış şimşekleri yağ-mursuzlaşmış, yarıkları, gedikleri büyümüş, açılmış. Çünkü parlak ve sa'şaalı milletin, memle. ketlerini mütecaviz kafir eller istila etmiş, nihayet medreseler, mabedi er harab, alimler, abidler helak ve turab olmuş. Hal böyle olunca ilmin düştükten sonra bayraklarını kaldırmayı, şer'in
yıkıldıktan sonra esaslarını yükseltmeyi, eserlerini belirsiz olduktan sonra, meydana çıkarmayı arzu ve ihtiyar etti. Vakfiyede yazılı kavli ilahinin manası vechile, hayır ve hidayet isteyen hi- dayete nail, ve inayet dileyenin de, arzusuna kavuşacağına, Cenab.ı Hakk'tan hayır ve hidayet ve inayet dileyerek Sivas beldesi içinde Kale Kapusu karşısında ilim adamlarının oturmalarına mahsus yazlık, kışlık odaları, bir abdestliği, biri sağ, diğeri sol tarafta iki minareyi, girişinde bir mescidi müştemil, Medrese-i Sahibiyye-i Fahriyye namıyla meşhur binası muhkem ve avlusu geniş bır medrese bina etti. Suyunu akıttı ve bu medresenin haricinde birde Dâr-ı Ziyâfet (Konuklar yurdu) yaptırdı. Bunlar meşhur olmakla, tahditlerine lüzum görülmemiştir. Bundan sonra adı geçen Sahib, mezkur medreseyi müslüman fırkalarından fakihler, hukukcular, alimler, öğrenciler, müslüman yoksullar ve alevilere vakf edüp, fıkıh ve bunu tamalayıcı şer'i ilimler ve dini hükümlerin tahsili için onlara mesken kıldı. Ve diğer hayri eserleri, sahiplerinin adetleri üzere adı geçen medresede daima bir müderris iki muid, müslüman fakihler ve araştırmacılar namlarıyla yirmi kişinin, fıkıh ilmi araştırıcısı beş bekâr, meseleleri ilka edici beş kişinin de fıkıhta üstünlük sağlamış, beş kişinin de tahsile yeni başlayan olmasını ve bu medresede beş vakit namazın cemaatle kılınmak üzere mezkur mes-cidde daima bir imam, bundan hariç bir imam, iki müezzin bir imam daha, kütüphanede kitapları muhafaza edici bir kişi, bir kapıcı, bir ferraş bulunmasını ve müderrisin Şafii mezhebinden alim, fakih ve mezhebine göre şer'i hükümlerde yetkili, usûlu fıkıhta, hilafiyat ilminde meharet sahibi olmasını ve herhangi bir zamanda Şafi'ilerden bu şehirde mezkûr sıfatları haiz bulunmaz ise, müderrisliğin Hanefilerden, mezhebinde izah edilen sıfatları haiz alim ve fazıl bir zata tevdi edilmesini ve sonra zikr olunan sıfatları haiz Şafi-i mezhebinden bir alim zuhur eder ise, Hanefi olan müderristen de fazilet!! ise, mezkur müderrisliğin ona verilmesini; Hanefi olan zatın çekilmesini şart kıldı. Kezalik vakıf, bahis ve istidlal ve münazara ehli bulunan beş fakihin cumuu furuku takrir, meseleleri izah, talebeye fıkıh kitaplarını şerh edenler, beşinin de fıkıhta, cumu' ve furukta, (yani üzerinde ittifak olunan ve kendisinde anlaşmazlığa düşülen ve fıkhi meselelerde üstünlükleri meydana çıkanlar,) beşin de mütavassıtlar (yani ders vermeye, cumu ve furuku tahsil, özetleme ve incelemeye başlayanlar,) beşinin ile acemiler olmasını ve bunlardan mücerred, yani bekar olanların gece ve gündüz medresede kalmasını ve meşru bir özrü bulunmadıkça işine devam etmesini, evli olanların, haftanın iki gününde medresede yatıp, fazla yatmak kendi arzusuna bağlı .bulunmasını, bu medrese bir mezheb ehline has olmayıp herhangi mezhep ehline açık bulunmasını ve fukahanın ve iki muidin, cümlesinin müzakere, tekrar için sabah ve akşam hazır bulunmasını şart kıldı. Fukahadan ehl-i salah ve Şafii mezhebinden olanlardan biri medresede imam olup, medresenin mescidinde beş vakti ve Regaib, Berat, ve Kadir gecelerinde cemaatle edası, müstehab olan nafile namazları, cemaatle eda etmesini ve sıcak pide alınıp, müezzinlerden birinin minarenin şerefesinden fukara ve yoksullara vesair arzu edenlere, başa kakmaksızın, ezadan ari ve sadaka-i amme olarak birer birer bırakmasını şart kıldı. Kezalik vakıf, mütevellinin murakıb, tahsildarın vakfın gelişip, artmasına, gelirini toplayıp müstehaklarına ve sair masraflarına sarf ve mahalline ulaştırılmasına, tamir ve termimine, güzel bir şekilde çalışmalarını şart kıldı. Sivas'ta medresenin yakınında yaptırdığı adı geçen Dâr-ı Ziyâfet'te senenin her gün pişirilen en iyi yağlı koyun, bulunmaz ise keçi, sığır etinden bir okka et alabilecek eşit bir kap ile Direr okka et ve beraberinde iki okka temiz, pişkin pide tertip edilip, Seyyidlerden, alevilerden, fukaha, suleha'dan gelen ve dağıtma zamanında hazır bulunan otuz kişiye dağıtılmasını,bunun yakacak vesair ihtiyaçlarına kafi miktarın sarf olunmasını şart kıldı .
Mevkufatı şunlardır:
1 - Sivas'ın içinde Çarşı Kapısı yakınındaki bostanın tamamı. Bunun dört tarafı Hacı Emlrû'd-din milki, Mehdlyyüd-din vakfı, Tiflisli Cafer veresesi milki, Kerim Mes'ud veresesi milki ve yol ile mahduttur.
İbrahim milki ve Cemaled-din Terzi Ali ve çayır ve yol. (?)
2 - Sivas'ın dışında, Kayseriyye Kapısı'nda (Mosse) arzından hisseli kısmının yarısının tamamı; bunun dört tarafı Gani'nin vakfı, Candır'ın vakıf Hanı, Taceddin Mahmud milki, Baba... milki, manastır vakfı, özel arazi, yol ile mahduttur.
Mlhmandar Kemal evi, üçüncü tarafı, Şeref Baba vakfı, ırmak ve Büyük Han, dördüncü tarafı yol. (?)
3 - Sıvas haricinde Hoca İshak bahçesi namındaki bahçenin tamamı, Bunun dört tarafı Çark veresesi milki, Kemal Cabbul milki, ŞamIı'nın veresesi milki, Medrese-i Şerife vakfı ve yol ile mahduttur.
4 - Sivas'ın içinde Kamnatyan Mahallesinde Ahteri namıyla maruf evin tamamı. Bunun iki tarafı Attarlar Mescidi Vakfı, bir tarafı Subaşı Medresesi Vakfı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
5 - Sivas'ın dışında, Subaşı Medresesi arkasında, bir kıta arzın tamamı. Bunun bir tarafı Tacü'd-din Mahmud milkı. Kemaliyye Medresesi Vakfı, bir tarafı otağ(?) nam mevzi, bır tarafı Zahreddin Mehmed Hûnd veresesi milki, ve bir tarafı ev yerleriyle Bakkallar.
6 - Sivas'ın içinde Bakkallar Çarşısında vaki, ekmekci dükkanının tamamı. Bunun bir ta. rafı Subaşı Medresesi Vakfı. bir tarafı Terken nam Hatun, bir tarafı Attarlar Mescidi vakfı ve bir tarafı yol Ile mahduttur.
7 - Sivas'ın içinde Kasaplar Çarşısında kılın kasap dükkanının tamamı. Bunun bir tarafı Tûsi veresesi, bir tarafı Attarlar Mescidi vakfı, bir tarafı nehir ve bir tarafı yol ile mahduttur.
8 - Sivas'ın içinde Kasaplar Çarşısında kılın dükkanın yarısı. Bunun bir tarafı Zahreddin ve Yahudi Mahmud veresesi milki, bir tarafı mezkur medresenin vakıf dükkanı, bir tarafı Yahudl evleri ve bir tarafı yol ile mahduttur.
9 “ Sivas'ın içinde Kasaplar Çarşısında kâin dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı adı geçen hisseli dükkan. bir tarafı Subaşı Medresesi vakfı, bir tarafı Yahudi evleri bir tarafı yol ile mahduttur.
10 - Sivas'ın içinde Kasaplar Çarşısında diğer dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı Subaşı Medresesi Vakfı, bir tarafı Hanım Hatun Vakfı, bir tarafı Bulgarlı (Bulgari) Medresesi Vakfı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
11 - Sivas içinde Attarlar Çarşısında, Attarlar Mescidi yakınında bitişik üç adet dükkanın tamımı. Bunların bir tarafı Nizame'd-din Hanı diye bilinen Han, merhum Hurşid-iI Bervan'ın milki. Kamilü'd-din Mansur Hanı, Mumamed'din milki olan saha, bir tarafı Şemsed-din bin Şerefü'd-din Baba milki, Selçukiyye Medresesi Vakfı, Ali Çavuş Çeşmesi vakfı, Bedred-din Zeyd milki. Tûsi Necmed-din Medresesi Vakfı, bir tarafı Sakiyye (su dolabı), bir tarafı Selçukiyye Vakfı ve yol ile mahduttur.
12 - Attarlar yakınındaki dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı Attarlar Mescidi, iki tarafı mezkûr Han ve bir tarafı yol ile mahduttur,
13 - Sivas'ın içinde bir adet dükkanın tamamı. Bunun üç tarafı mezkûr Han ve bir tarafı yol ile mahduttur.
14 - Sivas'ın içinde iki adet dükkanın tamamı. Bunların iki tarafı mezkûr han, bir tarafı Beddal (Bakkal) Vakfı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
15 - Sivas'ın içinde üç adet dükkanın tamamı. Bunların bir tarafı Attarlar Mescidi, Ahmed Şah Çeşmesi Vakfı, ve iki tarafı yol ile sınırlıdır.
16 - Sivas'ın içinde, bir adet dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı merhum Mecdü'd-din Atabek, bir tarafı Hacı Mehmed Vakfı.
Beş kişi araştırıcı fukahaya her birine ayda gümüş on beş dirhem-i sultani, gönderilen ekmekten her gün üç okka ekmek verilmesini, fıkıh kitaplarını okutan ve ezberleten beş kişi,
Fakihlerden (Islâm hukukcularından) her birine aylık gümüş on dirhemi sultani ve gönderilen ekmekten her gün üç okka ekmek verilmesini ve mübtedi bulunan beş kişi fukuhadan her bi- rine ayda gümüş sekız dirhem-i Sultani ve gönderilen ekmekten hergün üç okka ekmek verilmesini şart kıldı. Adı geçen fukahadan biri medresede imam olup şer'ln ve örfün cemaatle edasına hüküm ettiği namazlarda, mescitte halka namaz kıldırmasını, bu imamın yaşlı, imamlığın şartlarını haiz olmasını, bu suretle onun elbisesi için gümüş, rayic on dirhem zam olunmasını ve ona, günde pişen koyun etinden, bulunmaz ise keçi veya sığır etinden verilecek, beraberinde gönderilen ekmekten iki ekmek verilmesini ve pişen et ve ekmek her gün hazır olan alevi, sadat, fukara, suleha'ya ve fukaha'ya kafi miktar dağıtılmasını ve bunlardan arzu edenin orada yemesini, arzu etmeyenin, istediği yere götürmesini şart kıldı. Kezalik Vakıf; bir aşcı, bir kapıcı, bir ferraş tertip edilmesini ve ferraşın aynı zamanda ihtiyaçları temin edici olmasını, ihtiyaç ve yakacağın seneden seneye yetecek miktar olmasını, kapıcıya ayda gümüş yirmi beş dlrhem-i sultani verilmesi, aşcıya ayda gümüş on beş dirhem-i Sultani parası ve her gün bir yemek verilmesini ve vakfın menfaatini gözeten kontrolöre senevi gümüş beş üz dirhem verilmesini ve tahsildara ayda gümüş kırk dirhem-i sultani verilmesini, vakfın tamir ve termimine bakan ustaya ayda gümüş elli dirhem sultan parası verilmesini, iki müezzinden her birine adı geçen paradan ayda yirmi beş dirhem ve medresenin kapıcısına yirmi dirhem verilmesini şart kıldı. Emir-i Kebir Bahae'd-din Kutlu'ya Medresenin ferraşı olmak şartıyla ayda gümüş otuz dirhem verilmesini ve bunun vefatından sonra mezkur ferraşlığın erkek evladına, aslah ve erşed (yani evladı evladının en reşid ve en dürüstüne) usülü üzere verilmesini şayet bu Bahaeddinin nesli münkarlz olur ise, medreseye ferraş olan kimseye ayda gümüş yirmi dirhem ve medresede nakib olan kimseye ayda gümüş otuz dirhem ve günde üç okka ekmekten bir nasip verilmesini şart kıldı. Kezalik Vakıf, Ramazan-ı Şerifin bü-tün gecelerinde iki bayram, Regaib ve Berat gecelerinde. müderrls, fukaha, muidler, nakib ve medresenin salr alakadarları için Iftar ziyafeti olarak mükemmel bir sofra Ittihaz ve tertib edil-mesini, koyun kesilmesini şart kıldı.
17 - Yine Sivas'ın içinde bir adet dükkanın tamamı ki, hudutları bir taraftan Şelçukiyye Medresesi Vakfı, ikinci ve üçüncü tarafı vakıfın Büyük Hanı ve dördüncü tarafı yol ile mah-duttur.
18 - Yine Sivas'da bir adet dükkanın tamamı. Bunun bır tarafı Mihmandar Kemale'd-din evi milkine, bır tarafı nehre bır tarafı Vakıf'ın Büyük Hanı'na ve bir tarafı yola bitişiktir.
19 - Yine Sıvas'da bır adet dükkanın tamamı. Bumın bır tarafı Medrese-i Şerife'ye, bır tarafı Muzafferü'd-din Yahya milki, bir tarafı vakıf'ın Büyük Hanı ve bir tarafı yola bitişiktir.
20 - Yine Sivas şehrl dahilinde, birbirine bitişik Sewakin (Pazarcılar) çarşısında onbir dükkanın tamamı ki, bir tarafı Şehit Kadı İzzüd-din milkine, bir tarafı Tûsi Medrese Vakfına, bir tarafı yine medrese vakfına ve bir tarafı yola bitışiktir.
21 - Sivas'ın içinde Şahne Hamamı namı ile maruf biri erkeklere, biri kadınlara mahsus iki hamamın tamamı ki bu hamam Sultan-ı muazzam Gıyasü'd-dünya Ve'd-din Keyhüsrev bin Kılıçarslan tarafından vakfedilmiştir. Bunun iki tarafı nehre, Kadı Necmü'd-din Medresesi Vakfına .
Yukarıda beyan olunduğu gibi vakf olunan gayrimenkullerden Cenab-ı Hak'kın ihsan buyurduğu hasılatı tahsildar toplayıp mütevelli tahsil edip, müşrif murakıp Medresede muhafa-za edecektir. Onu eşit şekilde, beş sehim yapıp, rakabeden yani evkafın tamir ve termiminden sonra, bir sehminin vâkıfa alt olmasını, sonra vâkıfın torunu hasib, nesip, ilim ve adaleti haiz bulunan Emir-i Keblr Şemsü'd.din Mehmed ibn-i merhum Tacü'd-din Hasan ibn-i Vâkıfa, sonra onun nesilden nesile, göbekten göbeğe, erkek, kız evladının dürüstüne alt olmasını ve Emir Şemsü'd-dln'den sonra tevliyete ait olan sehmin beşte biri mütevelli olan kimseye ait olup, bu beşte birden arta kalanının diğer evladına ait olmasını, Şemsü'd-din Mehmed'ln evlat ve nesil münkarrız olur ise, mezkür sehim ve tevliyet zikrolunan şartlar üzerine, Vâkıf'ın dığer erkek ve kız evladına alt olmasını, onların da inkırazından sonra tevliyet Vâkıf'ın utekâsının (azatlılarının) en doğru ve olgununa. sonra onları takip eden evladının ve evladı evladının olgununa. sonra Sıvas'ta müslümanların hakimi bulunan zat'a alt olup, onlara tevliyet hakkı olarak mütevelinin kasasından senevi gümüş altı yüz dirhem verilmesini ve arta kalanının Evkaf'ına ait olmasını şart kıldı.
Adı geçen Vakıf, bu Vakfında istediği değişiklikleri yapma selâhiyetine haizdir. Beş se-himden baki, dört sehmi medresenin, mescidin, iki minarenin, iki çeşmenin ve Dâr-ı Ziyâfetin yararına sarf olunmasını şart kıldı. Bundan, müderrise aylık gümüş yüz elli dirhem-i Sultaniye tam bir batman buğday ekmeği verilecektir. Şafii ve Hanefi olan iki muidden herbirine ayda gümüş ellişer dirhem-i Sultani mezkür ekmekten yarımşar, batman, yarım batman üç vukiyye ekmek verilecektir. Yol gösterici, seçkin, islam hukukunu iyi bilen beş kişi'den her birine ayda gümüş yirmişer dirhem-i Sultani yevmi üçer okka ekmek ve koyun etinden verilecek. Dar-ı Ziyafet'de mütevelli, müşrif, müderris çeşitli yemekler yaptıracak, bayramlarda safranlı zerde pilav yapılacak, sofra döşenip yeterince pide, ekmek konduktan sonra müderris, iki muid (asistan), fukaha, nakib vesair alakalılardan dileyen hazır olacaktır. Sükün ve sukut ile yendikten sonra nakib; Sultan-ı MüsIimine, Ümerâ-i Mü'minine, Vâkıfa, ecdat ve evladına ve bütün müslümanlara dua edip cemaat -amin- diyecek. Bunun gibi Vakıf Ramaza'nın Cuma gecelerinde Ballı kadayıf alınmasını, müderris, iki muid, fukaha, nakib ve öğrencilerin alemiyye, yani kendilerini temyiz eden bir kıyafet ittihaz etmelerini, Ramazanlarda, Bayram-larda, Regaib ve Berat gecelerinde mütevelli ve müderrisin tayin ettiği ücretle emin, salih ve hertürlü yemek yapabilen bir aşçı tutulup mezkur vakitlerde türlü yemekler yapılmasını şart kıldı. Mezkûr mübarek gecelerde yemek vaktinde ve namaz kı!ınma zamanlarında tenvir için miktar-ı kafi mum verilmesini, halkın istifade ve mütalea için toplandığı mahalde ve yaz-kış medresenin sahasında kandil yakılmasını abdest alınacak yere Iikid veya bezlr yağından orayı aydınlatmaya kafi kandil asılmasını, kışın ve mufakta yakılmak üzere ihtiyaca kafi odun alınmasını, müderrisin dersini dinlemek için fukahanın yaz ve kış toplandığı dershane, mescid ve icap
eden mahaller için hasır, sergi, suyu soğutmak için müteaddit küp, su içmek için bardak, te-mizlik, abdest için kafi miktarda ibrik alınmasını, muslukta daima su bulundurulmasını, mü-derris tedris için hazır olduğundan, fukahanın, muidlerin, nakibin hazır olmasını ve hepsi oturunca bir miktar Kur'an okundukta sonra nakip tarafından Sultan-ı Islama, Ümera-i müsli-mine, sonra Vâkıfa, aba ve evladına, ecdadına ve gelmiş - geçmiş bütün müslümanlara dua etmesini şart kıldı .
Kezalik Vakıf şunu da şart kıldı ki, bu vakfın ehil müstehiklerinden, vakıftan istihkak alanlardan biri vefat ettiğinde, Cenaze masrafları en iyi şekilde tamamen vakıf tarafından yapılacaktır. Vakfın geliri, giderini karşıladığında, görevlilerin maaşı tam verilecek, şayet Vakıf bir zaafa uğrayıp geliri düştüğünde yıllık hesap yapılarak herkesten maaşı nisbetinde tenkisat yapılacaktır.
Bundan sonra Vakıf Sivas'ta mezkur medrese yakınında bina ettiği Dâr-ı Ziyâfeti vakf-edip onu Seyyidlerden, alevilerden, fukahadan, sulehadan, fakirlerden gelenlere yemek dağınıtımında hazır bulunanlarla birlikte otuz nefer'e (kişiye) Dâr-ı Ziyâfet evi kıldı.
Vakıf, - Allah O'nun şanını yüce kılsın . senenin her gününde, büyüklük ve küçüklükte orta derece, bir okka miktarı yemekle dolu otuz adet nasib (?) verilmesini şart kıldı.
Necmü'd-din Muhammed'in Hatibi Medresesi, Şerefü'd-din Osman Solsali Zaviyesi Vakfı, Erkekler Hamamına, üçüncü tarafı, adı geçen vakfın milkine ve Zahrü'd-din Muhammed veresesi, Şehabü'd-din Ahmed veresesine, dördüncü taraf yola sınırlıdır.
22 - Sivas'ın içinde Bahae'd-din Ezferdad mahallesinde, Buğday Pazarı'nda bitişik, üç Ha. vasıb'ın tamamı, bu havasib iki taraftan Kansik milki ile, bir taraftan Hartuk ve bir taraftan yol ile muhduttur.
23 - Sivas'ın içinde Kassarlar (Çırpıcılar) Çarşısı'nda birbirine bitişik iki dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı Kazzaz Receb bir tarafı Şemsüd'din Mü'min bir tarafı Vakıfın mülkü, ve bir tarafı yol ile mahduttur.
24 - Sivas'ın içinde bir tarafı Sultan Kapısı'ndaki Kale Suru ve üç tarafı yol ile mahdut yerin onda birinin tamamı.
25 - Sivas'ın içinde Hurhuruf (?) Mahallesinde kain evin tamamı. Bunun bir tarafı Ekmekci Kerasid (?) bir tarafı Adlı Şah, Hüdâdâd ile ve bir tarafı yol ile mahduttur.
26 - Sivas'ın içinde Semerkandi namı ile maruf Tabgâh dükkanının tamamı. Bunun bir tarafı Müşteri Hatun Vakfı, bir tarafı Fahrü'd-din Vakfı, bir tarafı Biyzar milki ve bir tarafı yol ile mahduttur.
27 - Sivas'ın içinde Hoca Zeki mahallesinde kain Tabgah dükkanının tamamı, Bunun bir tarafı Mescid Ile, tamamı Hoca Zeki milki Ile, bir tarafı Şemdüdedin milki bir tarafı Hoca ve bir tarafı yol ile mahduttur.
28 - Sivas'ın içinde Hürhuruf Mahallesinde bir adet evin tamamı. Bunun iki tarafı özel mülk, bir tarafı Hoca Zeki mllki ve bir tarafı yol ile mahduttur.
29 - Sivas'ın içinde Celâl Hüsrev Mahallesinde iki tarafı ev ve üzerinde dört hücrenin tamamı. Bunun iki tarafı Ali'nln milki ve diğer tarafları yol ile mahduttur.
30 - Mezkûr medrese yakınında kılın evin tamamı. Bunun bir tarafı vakıfın, Şahna hamam namıye maruf hamam, bir tarafı Zahorü'd-din Muhammed veresesi miki bır tarafı Şehabe'd-din Ahmet miki ve bi tarafı yol ie mahduttur.
31 - Sivas'ta. Aşçılar Çarşısı'nda kain dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı Cablr ve Dorn Vakfı, iki tarafı Kilise vakfı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
32 - Mezkûr medrese yakınında bir evin tamamı, bunun bir tarafı Yusuf vakfı bir. tarafı Nasırü'd-din Mahmut milkine bitişik, bir tarafı medresenin bahçesi ve bir tarafı yol ile mahduttur.
33 - Sivas'ta merhum Hacı Hasan'dan satın alınan evin, bahçenin ve karhanenin tamamı. Bunun etrafı Necmü'd-din Karaca milki, Mahmud vakfı, Hallâti Mahmud milki, Ömer milki ve yol ile mahduttur.
34 - Attarlar çarşısı'nda bitişik iki hasibin tamamı. Bunun hudutları Attari Mescidi vakfı, nehir ve Şemsüd-din Muhammed vakfı ve Fahrüd-din Aba veresesi ile mahduttur.
35 - Sivas'ta mezkûr medrese yakınında bir adet dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı yol, bir tarafı mezkur vakıf ve iki tarafı Zahrü'd-din Muhammed veresesi ile mahduttur.
36 - Sivas'ta Koyun Pazarı'nda dört dükkan ve önüç hücreden aslı oniki sehimden yedi sehmin tamamı. Bunun bir tarafı beldenin suru, bir tarafı merhum beylerbeyi vakfı, bir tarafı Kazuni Mescidi vakfı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
37 - Sivas'ta Tokat Kapusunda kain ma'sara'nın tamamı. Bunun bir tarafı Sultan Hanikahı, bir tarafı Bahaed-din Oro (?) Kürdi evinin harimi, bir tarafı savil ile ve bır tarafı yol ile mahduttur.
38 - Sivas'ta on üç hücreyi müştemil ve Muhyi'd-din Yahya bin Hurrem Şah'ın ismi ile maruf ve tahditten müstağni Ermanhanenin (?) tamamı.
39 - Naibler ve Emirlerin büyüğü ve fetva işlerinin hamili, Celalü'd-din Mahmud bin Emir-i Hac milkine muttasıl ekmekci dükkanının tamamı.
40 - Sivas'ta Samiye Habur milkine muttasıl ekmekci dükkanının tamamı.
41 - Hamamcı Ali'nin kızının mülkü tarafında bir kıt'a yerin tamamı. Bunun bir tarafı adı geçen Vakıf, bir tarafı nehir, bir tarafı Naz Hatun ve bir tarafı yol ile mahduttur.
42 - Sivas'ın içinde Bahae'd-din Defderdar Mahallesinde birbirine bitişik iki dükkan, veledin (?) evi ve bir kıt'a yerin tamamı ve bunun bir tarafı vakıfın milki ve nehir diğer tarafı Sinanü'd-din Oğuz milki, bir tarafı İldiken (?) ve diğer tarafı yol ile mahduttur.
43 - Vakıf'ın yedinde üçyüz baş koyunun tamamı.
44 - Emir Nasrüd.din Behramşah'tan, Emir Nâsrü'd-din Hamza Bey'den ve Fahrü'd-din Subaşı'nın zevcesinden satın aldığı emlakin tamamı.
45 - Koyun Pazarı'nda kajn ve dört tarafı isfahanlı Kerimü'd-din, Sudûre veresesl, Si-raceddjn, Kör Kerif ile mahdut bostanın tamamı.
46 - Dar-ı Ziyafet jçjn seneden seneye lazım olan eşyanın tamamı.
Mumaileyh Vakıf bir aşcı, bir kapıcı alınarak kapıcının ferraşlığı da jfa etmesini şart kıldı, bundan sonra adı geçen Vakıf şu vakfı tesis ettjği ana kadar elinde ve tasarrufunda hakkı ve milki olduğunu beyan ettiğj şeyleri Allah'ın sırf rızası için Medresenin. Mescidin, ıkı minarenin ve Dâr-ı Zjyâfet'in ihtiyaçlarına vakfetti. Onlarda şunlardır.
47 - Divriği şehrine tabi Lakarcı denen köyün tamamı. (Rum beldelerinden biri?) Bu yerin doğusu Kesrik (?) köyü, Heva köyü, batısı Bağik ve Una köyü hududuna, Güneyi Kepti Köyü, Kuzeyi Biğ köyü ve Sefal köyü hududuna bitişiktlr.
48 - Sjvasa bağlı Hubut karyesj namile maruf tahditten müstağnj köyün tamamı.
49 - Dutlu şehrine bağlı Rum beldelerinden biri Kasrik karyesi namile maruf ve tahditten müstağni köyün tamamı.
50 - Sivas'a bağlı Zara köyü yakınında kain Ekjzman köyünün tamamı. Bunun bir tarafı Havran, bir tarafı Yukarı Tabın ve Yaşlı Kilise, Ur (?) nehri, bir tarafı Barolik köyü, Zaraköyü, Ur (Uber ?) Nehri, bjr tarafı Kerban Köyü namında Sofular köyü, Ur Nehri jle mahduttur. Vakıf bunları bütün hukuk ve rüsûmu ile vakfetti.
51 - Mahnok köyü yakınında kain ve tahditten müstağni Kürt köyünün tamamı.
52 - Nusredü'd-din'den satın aldığı .Mahmudi Hacjp köyünün tamamı. Bunun hududu Baştemali (?)namı ile maruf yere.Celal arzına Ali Çavuş Gez vakfına, dağa ve Hava (Hafik ?) Refik köyü yoluna, Edum Feş ve Hava (Hafik ?) Refik arzına ve dağa bitişiktir.
53 - Merzifon'da Divane eylemelik (?) ve Kökhal köylerinin tamamı. Bunlar şöhretlerine binaen tahditten müstağnidirler.
54 - Ekodefteros (veya Ekutfetros (?) diye okunabilen) köyünün ve bu köye müteallik arazi ve değirmenin tamamı. Bu dahi tahditten müstağnidjr.
55 - Dodurga köyü yakınında kain Dakın (Defin ?) çiftliği nami ile maruf çjftliğin tamımı. Bunun bir tarafı Neccar Nehri, bir tarafı Seyfullah Hürrem Şah arazisi, bir tarafı Toğa Şah milki, Akça Tam ve bir tarafı Ebi Bekir köyü ve yol ile mahdutur.
56 - Müteaddit odaları ve bitişik dokuz adet hasibi müştemil han'ın tamamı. Bunun bir tarafı Hoca Nureddin bin Makrama Bak milki, bir tarafı Tacü'd-din Keyo veresesi ve iki tarafı yol ile mahduttur.
57 - Attarlar sokağında bitişik altı adet dükkanın tamamı. Bunların iki tarafı Tacu'd-din Keyo, bir tarafı Subaşı Medresesi ve bir tarafı yol ile mahduttur.
58 - Demirciler Çarşısı'nda yedi adet dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı Üstad Bahaü'd-din evi, bir tarafı Eski Kapan, bir tarafı Hokkabaz Medresesi vakfı ve yol ile mahduttur.
59 - Harartin Çarşısında bir adet dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı Şemsüd-din EI-Cezri Medresesi'nin vakfı, bir tarafı Subaşı vakfı ve yol ile mahduttur.
60 - Sivas'ta Belediye'ye alt on üç dükkanın yakınında dört adet dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı özel mülk, bir tarafı Semmani (Yağcı) Han'ı, bir tarafı Medrese-i Şerlfe vakfı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
61 - Belediye dükkanı yakınında diğer bir dükkanın tamamı. Bunun bır tarafı Semmani (Yağcı) Hanı bir tarafı iki Kardeş Mescidi vakfı, bir tarafı Vahire (?) ve bir tarafı yol ile mahduttur.
62 - Sivas'ta Karaca Mahallesinde kain birbirine bitişik oduncu dükkanı, demırciler odası
ve odasının tamamı. Bunların bir tarafı Bulgarlı Medresesi'nin vakfı, bir tarafı Bulgaryalı'nın Vakfı ve Argun, iki tarafı yol ile mahduttur.
63 - Üstünde Subaşı Medresesi Vakfı dükkanları bulunan yerin ve evlerin tamamı. Bu-nun iki tarafı Hacı Yakup vakfı, bir tarafı Subaşı Medresesi Vakfı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
64 - Sivas'ta Karaca Mahallesinde Samuran Dükkanının tamamı. Bunun bir tarafı iki Kardeş Vakfı, bir tarafı harabe, bir tarafı Karaca veresesi ve bir tarafı yol ile mahduttur.
65 - Sivas'ta Karaca Mahallesinde diğer kasap dükkanının tamamı, Bunun bir tarafı Bul-gari Medresesinin vakfı, bir tarafı Isfahani vakfı, bir tarafı ekmekci dükkanı ve bir tarafı yol ile mahduttur.
66 - Belvar'da Akkallar (?) Çarşısında üç adet dükkanın tamamı. Bunun iki tarafı Şücaü'd- din, bir tarafı Mama Hatun ve bir tarafı yol ile mahduttur.
67 -Sivas'ta Sultan Çarşısı'nda dört adet dükkanın tamamı. Bunun hududu üç taraftan Divan Sahibi ve bir taraftan yol ile mahduttur.
68 - Sivas haricinde kain ve hududu beyandan müstağni otluk yerin tamam
69 - Keyluk mahallesinde Tabgâh dükkanının, bir evin ve bir arsanın tamamı. Bunlar birbirine bitişik olup, bunlardan birinin hududu Necme'd-din Candar'ın Vakıf Hanı, mezkur vakıfın ve Gedik namı kimsenin milki, Baba Bedri ve yol ile diğeri Hamalı Emirü'd-din Ali'nin Medresesi vakfı, Necme'd-din Candar Hanı, müslüman kabristanı ve yol ile mahduttur.
70 - Merhum Hacı Hasan Beduz Mukab (?) ismi ile maruf bir bahçe ve bir evin tamamı. Bunun hududu Bedre'd-din Ömer milkı, Nasırü'd-din veresesi, Zaviye ve Hacı Mübarek vakfı ve Sosbali'nin (?) veresesi, Ebibekir, İshak, Şeyhan (?) Turan ve yol ile mahduttur.
71 - Sivas'ta Koyun Pazarı yakınında bir oda, iır yer, ahur ve bir çevrilmiş yerin tamamı. Bunların hududu mezkur Vakıf ve harase (?) yol ile mahduttur.
72 - Sivas haricinde kain, Zeynü'd-din Firasi'den satın aldığı tahditten müstağni iki parça yerin tamamı.
73 - Sivas'ta Mebkalenin tamamı, hududu tahditden müstağni.
Vakıf zikrolunan mevkufatı bütün hudud, hukuk, yolları, rusûmleri, menfaatleri, ekleri, müştemilatı, binaları, tavanları, aşağı ve yukarısı, sularının mecrası, karlığı, dağları, geçitieri, tepeleri, otluğu ve mer'ası ile vakfetti. Bunların hudutları, üstad Bahaü'd-din Mezrik Şah ve şehrin suru ve yol ile mahduttur.
74 - Medrese-i Mübareke mahallesinde bir evin tamamı. Bunun ikincisi, dört sınırı yol, tamamı Tacü'd-din Muhammed (mülküden ibarettir).
75 - Subaşı mahallesinde kain evin. tamamı. Bunun hududu bır taraftan Şehab Eban bir tarafından Aklandorsis, bir taraftan Selahâd-din ve yol ile mahduttur.
76 - Subaşı Medresesi mahallesinde dört adet hisse dükkan yerinin yarısının tamamı; Bunun üç tarafı yol ve bir tarafı Bedrü'd-din Muhtesib ile mahdudtur.
77 - Sivas tevabiinden Saman harman adlı köyünün tamamı olup tahditten müstağidir.
78 - Sivas'ta Köförtlgos Mahallesinde kain bir evin tamamı. Bunun doğusu Şeref Kon milkine, ve Seron (?) ve Sungur (?) ve Hacı bakkal milklerine ve yola müntehidir.
79 - Mezkür mahallede bir ahurun tamamı, Bunun bir tarafı Alaü'd-din, bir tarafı Ab-durrahman, bir tarafı mezkur eve ve yola muttasıldır.
80 - Sivas haricinde kâln tahdidten müstağnl ve ziraata elverişli bir parça yerin tamamı.
81 - Erfil'den (ErmenI'de okunabilir) satın aldığı milkin ki, aslı oniki sehimden, yedi se-hlmin tamamı.
82 - Sivas'ta Attarlar Çarşısında bir Bab dükkanın tamamı. Bunun bir tarafı Attar Seyfü'd. din Fehml, Bir tarafı Tacü'd-din Ali veresesi, bir tarafı Hacı Yakup vakfı ve yol ile mahduttur.
83 - Haremeyn Çarşısı'nda iki dükkanın tamamı. Bunun hududu Meltabiyye hayrının vakfı, mezkur Vakıf, Isfahanlı Vakfı ve yol ile mahduttur.
84 - Eski Han nam ile maruf Hanın tamamı. Bunun hududu Meltabiyye hayrının vakfı, mezkur Vakıfın milki, Baba Beğ (Bey) diye bilinen Hokkabaz Medresesi ve yol ile mahduttur.
85 - Sivas'ta Bıcakcılar Çarşısı'nda kain bitişik sekiz adet dükkanın tamamı. Bunların hu-dudu Meltabiyye hayrının vakfı, mezkur Vakıf ve yol ile mahduttur.
86 - Sivas haricinde bir ev içinde iki gözü müştemil Bekir ve Berrü'd-din nam kimselerin adlarıyla maruf ev ve iki taşlı değirmenin tamamı. Bunun hududu Nehlr, Medrese-i Şerlfe vakfı ve yol ile mahduttur.
87 - Sıvas haricinde Kızılca Köy mevkiinde bulunan bir parça bataklık yerin tamamı. Bunun hududu Necmü'd.din Medresesi vakfı, Hacı Zeki Mescidi vakfı, Allah Gazi milki ve Ke-maliye Medresesi'nln vakfı ve yol ile mahduttur.
88 - Kayserıyye yolunda (caddesinde) iki kıta yerin tamamı. Vakıf zikrolunan vakıfları, cetvellerli , sakiyeleri , mekanları, meskenleri, sulak-kurak yerleri, enginleri, yükseklikleri, çeşmeleri, kuyuları, kaynakları, çayları, hariç-dahil, muttasıl, münfasıl (ilgili-ilgisiz) bütün haklarıyla birlikte. kaidelerini cami ve şartlarını havi, engellerden hali, dâfi'alardan ari, olarak vakf-ı Sahih-i Şer'i. hapsi sarihi mer'i tesbili muteberi mer'iIe vakf ve hapsetti. Dünyanın sonuna kadar satış, bağış. rehin, Irs, temlik ve temellük olunamaz. Bir seneden ziyade müddetle icar ve müsakat olunamaz. Şayet zaruret doğar ise. üç seneye kadar müddedle icar ve müsakat yapılabilecek ve birinci akdin müddetl bitmeden, ikınci akit yapılamayacaktır. Vakıf zikrolunan akaratın güzel ve mükemmel bır şeklide işletilmesini, Cenab-ı Hak'kın ihsan buyurduğu mahsülun, usulü evkafı tamirine, termlmlne, arazinin sulanmasına, nemalanmasının tezyidine sarf edilmesini, kiraların da güzel bir şeklide tahsil edilmesini, ifrat ve tefritten kaçınılmasını, çıkan hasılat kafi gelmez ise, bu hususun mütevellin!n insiyatifine bırakılmasını şart kıldı.
Mezkur Vakıf, her cuma günleri atmış dirhem kıymetinde bir sığır kesilip ve etinden başka, bütün sakatatları satılıp, onun parası ile pide satın alınarak et ile beraber medresenin kapısında fakir ve yoksullara verilmesini şart kıldı. Tevliyet ve nezaretl, sağ oldukca kendi nef-sine, sonra torunu Atılgan Emir Şemsü'd-din Muhammed ibn-i merhum Tacü'd-din bin Hasan'a beyan edildiği şekilde şart kıldı.
Kezalik ve yine, Vakıf, zikrolunan hayratının Medrese, Mescid, Minare, Dâr-ı Ziyâfet, ma-mur, oturmaya elverişli bulundukca, mezkur masraflarına sarf olunmasına, bunlar yıkılıp ve harap olur ise, asıl mal ile ikinci ve üçüncü defa yenilenmesini, ve her hangi bir sebeple yeniden yapılması, mümkün olmazsa onların mesalihlne sarf olunan sadakanın fakır ve yoksullara müslümanlara sarf olunmasını, mütevelli evladı, utekâ ve tahsildar, evkafın tamir, termim, emvalinin tahsiline, fukaraya sarfına riayetle, bunları hüsn-ü ifa'da (iyi idare) bulundukca, bunların hisselerinin yukarıda belirtildiği gibi verilmesini, tayin edilen giderden artar ise, onunla vakfa akar alınıp, Medreseye, Dar-ı zlyafe'te vakf olunmasını, ve bu akarın masrafı evkafı mezkurenin masraflarının aynı olmasını şart kıldı. Binaenaleyh zikrolunan mevkufatın cümlesi, beyan edilen şartlar, tafsil edilen kanunlar üzere Vakf-ı Sahih-i Ser'i, haps-i sarih-i mer'i, sadaka-i cariye, yukarıda geçen sadakalar gibi, hurumat-ı iIahiye ile haram, hükmü ilahi ile müekket , emri ilahi ile sonsuz, ebedi, tebdil ve tagyirden masûn, nakil ve tahvilden mahfuz oldu. Üzerine gelip geçen zamanlar, asırlar onu tekit ve takviye edecek, usulu tagylr ve teferruatı tebdil olunmayıp, şera'it-i mukarrere kaideleri teyid olunmuş, rusumu sonsuz olacaktır. Allah'a yevmi ahiret'e, meleklere, kıtaplara ve peygamberlere iman eden Sultan, Melik, Vezir, Emir, Vali, Muhtesip veya zalimki bunlardan hiçbirisine bu hayrın tağylr, tebdil, nakız ve tahviline yeltenerek helâl değildir. Her kim bunlara cüret eder ise onun hasmı Allah nasibi ateş, malı kefen, meskeni cehennem, cümle melekler, dürüst kişilerin Iâneti onun üzerine olsun. Vâkıf Hazretlerini niyetine göre, Allah mükafatlandıracaktır. Her kim ki işittikten sonra, bunu bozmaya yeltelirse, vebali ve günahı, bozanların üzerinde olur. Allah duyucu ve bilicidlr .
Yukarıda imzası bulunan, kadılar şeyhi Mevlana Ebussena Mahmut ibniI Ebibekir ibn-i Ahmed Urmevi'nln huzurunda, mahkemeden sonra, vakıfın talebi üzerine zikrolunan evkafın sıhhat ve lüzumuna hükm-ü şer'i, muhkem ve mer'i bir hüküm ile, hüküm kazasına, imamlar, alimler, adil ve güvenilir kişiler, mecliste hazır olanları Hicri altıyüz seksen senesi Zilkadesinln ewellerinde ( Mart 1282 ) şahit gösterdi.
Hamd, âlemlerin Rabbınadır. Salât ve selâm Hz. Muhammed ve O'nun cömert ve temiz Ehl-i Beyt ve 'ashabına olsun.
Bu vakfiyenin muhteviyatına ve yukarıda geçenlere Ahmedi Yahya,
Allah'a Muhtaç ve O'nun nezdinde istiğfar eden Mahmud Muhammed İsmail bin Muhammed,
Ömer bin Ömer-il Emevi ibnil Hasan bin-i Ömer-il Hatip - Allah O'nu af buyursun.
Bu vakfiyede satışı yapılan ve parası bizzat alınan hususlar, Allah'ın rahmetini uman Urmevi Ömer bin İsmail Muhammed bin Ahmet bin Abdurrezak - Allah O'nu cennetinde rızıklandırsın- ibn-i Nazır el Taberan - Allah O'nu af buyursun
Ahmed bin Ali bin-i Mübârek de bu hususa şahitlik yapmıştır.

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
İş bu kitabın (vakfiyenin) muhteviyatı,şahitlerin şehadetiyle, nezdimde sabit olmuştur. Bunun geçerliliğine, sıhhat ve Iüzumuna ve güvenilir şahitlerin bu hükmüne şahit olduğuna
hükmettim. Bütün Rum (Anadolu) ülkelerinde hakim, ben Muhammed bin EI . Mekarim
10 Şevval 694 H. (23.08 .1295 M. ) .
Sultan-ı Azam - Allah O'nun şanını yüce kılsın - bu kitapta (vakfiyede) zikrolunan yerleri, izah edildiği şekilde, muayyen yerlerin yararına, şer'i sahih bir şekilde vakfetmiştir. Ben de O'nun sıhhat ve Iüzumuna hükmettim ve bu hususta sorumluları olarak şahit gösterdim. All bln.i Abdullah Muhamed el-TaIibi Kadı el-asker Mansur tarihinde yazdı.
Hamd-ü sena, arzuları gerçekleştiren, güzel amellere ulaştıran Allah'a hasdır. Hayır, iyi işler, takva üzerinde siz yardımlaşınız. Buyruğu ile emreden, verici ve alıcı ancak O'dur. İtaat ancak O'na yapılır Ben şehâdet ederim ki, Allah'tan başka tapınılacak bir varlık yoktur. Ve O'nun benzeri de bulunmamaktadır. Bu öyle bir tanıktır ki, şüphe ve kuşkudan aridir. Yine şehadet ederim ki; Âlemlere rahmet olarak gönderilen ve halka sünnet ve farzı öğreten, müslümanların yekvücüd bir bina olup, biribirini tamamlayan ve tutan olduğunu söyleyen Hz. Muhammed O'nun kulu ve sadık elçisidır. Salât ve selâm O'nun temiz Ehl-i Beyt'inin ve cömert arkadaşlarının üzerine oIsun .
Bundan sonra devlet işlerini tekeffül etmiş bulunan ve umum-u, Memleketin nazımı, Sa. hib-i Azam düstur-u muazzam, Ali bin Hüseyin Sivas'ta Kale Kapısı karşısında medrese inşasını Mevlana Sultan-ı Azam Zıllullahi fi'l-âlem Selatin-i Ümemin Seyyidi, arap ve acem meliklerinin Efendisi, Sultan Eb'ul-feth, Keyhüsrev ibn-i Sultan Said Rüknü'd-din Kılıçarslan ibn-i Sultan Said Giyasü'd-din Keyhüsrev Ibn-i Sultan Said Alaü'd-din Keykubad'a arz ve yüksek reyine (onayına) müracaat etti. İş bu Sultan da o medresenin yararına aşağıdaki emlâki vakfetti. Onlar da şunlardır:
1 - Sivas'ta Faris nahiyesine bağlı Nikosa (?) Valdin, Mağara ve maruf yerin tamamı.
2 - Sivas'a bağlı Kötni Çiftliğinin tamamı
3 - Mezkur, Faris nahiyesine bağlı Yaşlı Kilise adlı çiftliğin tamamı.
4 - Sivas'a bağlı Halit ve Yazır Çiftliği diye bilinen çiftliğin tamamı.
5 - Kısmen, Faris ve Kısmen Sivas'a bağlı Meril Ebruh diye bilinen çiftliğin tamamı.
6 - Sivas'a bağlı Kötni çiftliği namı Ile maruf çiftliğin tamamı
Bunların cümlesi dört hududu müştemil olup, kıble (güneyi) Emre karyesi hududuna, taş ağıl mevzilerine, Hud karyesine ait araziye, Danişmentli mevzilerine ve Ayvasemri(?) mevzile-rine sınırlı olup. Doğu tarafı, Emre Karyesi hududuna, Zur nehrine, Zur'a mensup araziye ve kuzey tarafı Merak'a mensup araziye ve Nadirin vakfına, Remrak mevzilerine ve Kemenker başmevzilerine, Zera'ya mensup mevzilere sınırlıdır. Batı tarafı Ayva Semri mevzilerine, Ekrak Baba'ya, Alis nehrine, Körkü köyüne ait araziye ve Ibleyi (?) namı ile maruf mevzilere sınırlıdır. Vakıf bunları bilcümle hudud ve hukuku, merafık ve levahiki, ekleri ve kolları ve bunlardan sayılan, bunlara ait arazi ki, engin ve yüksek yerleri, dağ ve tepeleri, dereleri, mamur ve gay-rlmamur yerleri, suları, meyveli ve meyvesiz ağaçları, odunluk ve kerestelikleri, yazlık ve kışlık yerleri, bahçelikleri, otlukları, binaları, meskenleri, hayvan sağacak ve bağlıyacak yerleri, harman yerleri, çayır, orman, eski, yeni, uzak, yakın, bitişik, ayrı, mezkûr ve gayrı mezkûr bil-cümle mensupları ile birlikte ebediyyen sonsuz ve geçerli olarak sıhhatine mani şartlardan hali olarak, vakf-ı sahih-i şer'i ile vakfetti.
Mütevelli, bunun üzerinde Nazırdır. Sahib'ül Azam, uğurlu Medresenin banisi - Allah O'nun ikbalini muhafaza buyursun - Yüce Allah'a şahit gösterdi. Bütün çiftlikler, zikrolunan hudutlar ve bunların sınırları, tümü, ebedi ve sonsuza kadar vakıf ve sebil olarak kalacaktır. Hiç bir surette bağış, rehin ve temlik olunamaz. Allah'a ve ahirete iman eden imam, Sultan, amir-memur, kadı - hakim vesair halka, bu vakfı tebdil ve iptal helâl değildir. Herkim bunlara, cüret ve yardım eder ise, Cenab-ı Hak ve cümle halkı ona lânet etsin. Cenab-ı Hak onun hiç bir ibadedini kabul etmesin. Ve ona cehennemi hazırlasın. Münafıklara olan azap ile azap etsin. Zikrolunan vech üzere hüküm, kaza ve imza, kaza ve hüküm babından kazaları ve hükümleri geçerli bulunan kadıdan sadır olmuştur. Dünyanın sonuna kadar iptal, bozulmasına, değiştirilmesine feshine müsaade yoktur. Vakıfın ecri tasadduk edenleri mükafatlandıran, ve iyilik yapanların ecirlerini, zayi kılmayan Cenab-ı Hakk'a aittir. Bu vakfın sıhhat ve lüzumuna hüküm altıyüz yetmiş sekiz senesi Zilhiccesinin yirmidördüncü günü vaki oldu. ( Cuma günü , 26 Nisan 1280 M.).
Bunu Talib yazdı. Hamd-ü Sena Allah'a hastır. Bu vakfiyenin doğruluğuna şahitlik yapan kimseler:
Bu vakfiyenin muhteviyatına doğruluğuna Abdülhâk bin Ammar şahitlik etti.
. . . Ben, Muhammed bin el-Rüşdi Ca'fer... Allah O'nun akıbetini güzel eylesin. Burada varit olan hususlara şahitlik ederim.
Lala Halil bu hususlara şahitlik eder.
Mevdud bin Ahmed bu hususun doğruluğuna şahitlik eder.
Ömer bin İlyas... - Allah O'nun akıbetini güzel eylesin - bu hususun lüzumuna şahitlik eder.
Abdülaziz Hasan El - Rumi bu hususa şahitlik eder ve kendi yazısı ile bunu yazmıştır.
EI- Hüseyin bin Ali bu hususa şahitlik eder.
Ahmet bin el - Hüseyin, - Allah O'nun akıbetini güzel eylesin - bu hususa şahitlik eder. Ve
bunu kendi eliyle yazmıştır. .
Meclis nezdinde bu hususa Ebu Bekir bin Ahmed şahitlik eder. - Allah O'nun akıbetine acısın
Emrullah Babâi bin Muhammed bu hususa şahitlik eder ve bunu kendi eliyle yazmıştır.
Sultan-ı Azam, milletlerin boynuna malik ve Sultanların Sultanı - Allah O'nun saltanatını daim ve yardımcılarına yardım eylesin - Beni adı geçen vakfiyedeki ikrarına şahit kıldı ve gösterdi.
Ben lutufkâr olan Allah'ın rahmetine muhtaç, zayıf kulu Mes'ud bin Muhammed bin Mahmud EI - Berberi(?) el asi (Berberi asıllı), tarihinde bu hususlara ve ikrarına şahitlik ettim.
(Bu defterin sonunda, latin harfleriyle şu not bulunmaktadır.)
Bu vakfiyenin, Şer'i Mahkeme Sicilleri'nde aynı olup olmadığı sorulmuş ve alınan karşılık. ta, bulunmadığı bildirilmiştir.
Dosyası 3/7/1945 gün ve 204750/197

III. SAHIB ATA FAHRÜD-DİN ALİ'NİN AKŞEHiR'DEKİ İMÂRETİ

Akşehirde, Sahib Ata Vakfına ait olup, tamamen yok olan ve yeri arsa haline gelen mahallin, Maarif (O devrin Milli Eğitim) Müdürlüğü adına 1890 senesinde zaptı hakkında, Meclis-i İdare-i Evkaf'ın, zabıt varakasını da önemine binaen yayınlıyoruz (Foto. 24). Maarife verilen bu arsanın 1260 tarihinde yapılan Sahib Ata'nın Hanigâh veya imâreti olma ihtimali bulunmaktadır. Metinde -matbah.. dediğine göre burasının imâret olma ihtimali kuwetlidir.
Meclis-i İdare Evkafa Mahsus Zabıt Varakasi
Evrak numarası 19/779
Tarih vürûdi 13 Temmuz 306 (1890)
Masasına itası tarihi Temmuz 306
Karar tarihi: 3 Ağustos
Zabıt Katibinin imzası
Aza-i Mevcudeden birinin imzası.
Hülâsa-i Mevad
Akşehir'da kain Sahibi Ata Vakfı'ndan olup,meşrutunileha kâmilen münderis olarak arsa halini iktisab iden matbah mahallinde Maarif namına zabtı hakkında
Karar
Ciheti derkenar vechile sabıkan Kuyud Hakani'ye Imza
(Topra) Torba
Reisvekill Raslm Paşa
Ali Rıza Efendi
Fehmi Efendi
Mahmud Rasih Bey
Mahmud ve Aziz Efendi Nuri Bey
Mehmed Münif Efendi
Kaşif Efendi Selahaddin Bey
Sait Efendi
Hilmi Efendi
Aziz Bey
İsmail Efendi


Konuyla ilgilenenler için Vakıflarla ilgili bazı makalelerim:


Sadi BAYRAM; Anadolu Selçuklu Vakfiyeleri, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Merkezi IV. Milli Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Semineri, 25-26 Nisan 1994, Konya, Selçuk Üniversitesi Yayınları, Konya 1995, s. 135-147.

Sadi BAYRAM; Amasya-Taşova-Alparslan Beldesi Seyyid Nureddin er-Rufai'nin 655 H./1257 M. tarihli Arapça Vakfiyesi Tercümesi ile 996 H./1588 M. Tarihli Seyyid Fettah Veli Silsile-nâmesi, Vakıflar Dergisi, S. XXIII, Tisamat Matbaası, Ankara 1994, s.31/74..

Sadi BAYRAM; Beyhan Sultan'ın Vakfiyelerindeki Tezyinatları ve Türk Tezhip Sanatındaki Yeri, XI. Türk Tarih Kongresi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1994, C.5, s.1128-1139, Lev.301-336.

Sadi BAYRAM; Beyhan Sultan Vakfiyeleri ve Süslemeleri, Kültür ve Sanat Dergisi, Türkiye İş Bankası Yayınları, Yıl 3, s.9, Ajans-Türk Matbaası, Ankara Mart 1991, s. 70-73; Beyhan Sultan Trust Deeds And Illuminations, s. 94.

Sadi BAYRAM; III.Selim'in Vakfiyelerindeki Tezyinat ve Türk Süsleme Sanatına Batı Sanatının Etkileri, Kültür ve Sanat, T.İş Bankası Yayınları, Yıl 1, S.2, Pan Matbaası, Ankara, 1989, s. 71-75; The Ornamention of Selim The Third's Deed of Trust And The Westerns Influences On Turkish Decorative Arts, s. 93-94.

Sadi BAYRAM; III. Selim Vakfiyelerindeki Tezyinat ve Türk Süsleme Sanatına Batı San'atının Tesirleri, X. Türk Tarih Kongresi, 22-26 Eylül 1986, Bildirileri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1994, s.2391-2397, Lev.529-548.

Sadi BAYRAM; "Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu Şehzade Mehmed'in, Şehzade Külliyesi Vakfiyesi ve Türk Sanatındaki Yeri", Milletlerarası XII. Türk Tarih Kongresi, Ankara 12-17 Eylül 1994, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2000, s.1017-1039, Lev.129-139.

Sadi BAYRAM; Sultan III. Osman Vakfiyesi, Tezyinatı, Cilt Sanatı ve Türk Kültüründeki Yeri- The Deed Of Foundation Of Pious Sultan Osman The Third, Its Embellishments, Binding and Its Place İn Turkish Culture, XIIth Congress of Turkish Arts, 5-9 October 2003 in Amman.


Sadi Bayram; Girit Defterdarı Rıdvanzxâde Hacı Mehmed Efendi oğlu Ali Efendi'nin 1748 Tarihli Vakfiyesi ve Tezyinatı, XIII. Türk Tarih Kongresi, Ankara 4-8 Ekim 1999, C.III, II.Ks. s.1287-1289

Sadi BAYRAM; Sultan I. Mahmud'un Vakfiyelerindeki Tezyinat, V. Milletlerarası Türkoloji Kongresi, İstanbul 23-28 Eylül 1985.

Sadi BAYRAM; Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle Sultan I. Mahmud'un Vakfiyeleri, Vakıf ve Kültür Dergisi, S.5, Ağustos 1999, Ajans-Türk Matbaası, s.4-7.
Sadi BAYRAM; Sultan II.Mahmud'un Vakfiyelerindeki Tezyinat, Vakıflar Dergisi, S.XVIII, Önder Matbaası, Ankara 1983, s.147-188.

Sadi BAYRAM; Bezm-i Âlem Valide Sultan Gurebâ-i Müslimin Hastahanesi, Prof.Dr.Zafer Bayburtluoğlu Armağanı Sanat Yazıları, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Yayınları, Kayseri 2001,s.79-95.
Sadi BAYRAM; Sağlık Hizmetlerimiz ve Vakıf Gureba Hastahanesi, Vakıflar Dergisi, S.XIV, Önder Matbaası, Ankara, 1982, s. 101-118.

Sadi BAYRAM; Sultan II.Abdülhamit'in 1888 Tarihli Vakfiyesi, Tezyinatı ve Osmanlı İmparatorluğunda İlk Toplu Konut Projesi, Milletlerarası XII. Türk Sanatları Kongresi, Hollanda Utrecht Ağustos 1999.

Sadi BAYRAM; 893 H./1488 M. Tarihli Bir Akkoyunlu Vakfiyesi, Ortaçağ Semineri, Erciyes Üniversitesi, 8-10 Nisan 2002 Kayseri, Erciyes Üniversitesi Yayınları, Kayseri, 2002, s.187-191.
Sadi BAYRAM; İstanbul Fethinin 549.Yıldönümü Vesilesiyle: Ayasofya Camii, Müze Olması ve Düşündürdükleri, Türk Yolu, Temmuz 2002, Kuşak Ofset, Ankara, s.16-21.
Sadi BAYRAM; Niksar Vakıflarına Toplu Bir Bakış, XVIII:Vaf Haftası, Niksar, 2001,

Sadi BAYRAM; The Effects of European Art On The Ornamentation of "Deed of Trusts", The VIII. Th İnternational Congres Of Turkish Art, Kahire, 1987, s.126-127.

Sadi BAYRAM; Sultan II.Bayezid'in Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Vakfiyelerindeki Tezyinat ve Kültürümüzdeki Yeri, IX.Türk Sanatları Kongresi, Kültür Bakanlığı Ankara 1995, Cilt 1, s.345-163.

Sadi BAYRAM; XIV. Asırda Tezhiplenmiş Beylik Dönemine Ait Üç Kur'an Cüzü, Vakıflar Dergisi, S.XVI, Önder Matbaası, Ankara, 1982, s. 143-154. (20 res.)

Sadi BAYRAM; Bulgaristan'daki Türk Vakıflar ve Vakıf Abideleri, Vakıflar Dergisi, S.XX. Mas Matbaası, Ankara, 1988, s. 475-482.

Sadi BAYRAM-Hayrettin ERSAL; Bulgaristan'da Müftü Yardımcısı Yetiştiren Bir Vakıf Kuruluşu: Nüvvap, Vakıflar Dergisi, S.XX, Mas Matbaası, Ankara, 1989, s.415-442.

Sadi BAYRAM; The Ayazma Mosque In Scutari, Image, S.37, Desen Matbaası, Ankara, 1991, s.20-23.

Sadi BAYRAM-Adnan TÜZEN, İstanbul Üsküdar Ayazma Camii ve Ayazma Camii İnşaat Defteri, Vakıflar Dergisi, S.XXII., Lâle Matbaası, Ankara 1991, s. 199-288.

Sadi BAYRAM; Sultan Reşad Devrinde Evkaf Bankası Kuruluş Çalışmaları, Vakıfların Ekonomik ve Sosyal Etkileri Semineri, V. Vakıf Haftası, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Matbaası, İstanbul 1988, s.215-220.

Sadi BAYRAM; Fatih'in Vasiyetinden, Hakses, S.30, 2 Şubat 1990, Ayyıldız Matbaası, 1990, Ankara s.27.

Sadi BAYRAM; Ahlat ve Ahlat Vakıfları, Anadolu'da Türk Mührü Ahlat Semineri, Ahlat, 20-23 Ağustos 1992, Levent ofset Matbaacılık Ankara 1993, s. 153-155.

Sadi BAYRAM; IV. Ahlat Kültür Haftası Münasebetiyle Van Gölü ve Çevresi Vakıfları" IV. Ahlat Kültür Haftası Semineri, Ahlat, 22 Ağustos 1994, Ahlat Vakfı Yayınları No: 6 Ankara 1994 Monaliza Matbaası, s.123-146.

Sadi BAYRAM; Ayaş Vakfiyeleri Üzerine Bir Deneme, Tarihte ve Günümüzde Ayaş ve Bünyamin Ayaşi Sempozyumu, Ayaş 2-4 Temmuz 1993, Bildiriler, Kariyer Matbaacılık, Ankara 1993, s.143-156.

Sadi BAYRAM; Mühr-ü Süleyman ve Türk Kültüründeki Yeri, Türk Sanat Tarihinde İkonografik Araştırmalar, Güner İnal'a Armağan, Ankara 1993, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Armağan Dizisi: 4, s.61-72.

Sadi BAYRAM; Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşiv'inde Bulunan 1783-1810 tarihleri Arasında İşlem Görmüş Bir Mühür Tatbik Defteri, III.Uluslararası Türk Kültürü Kongresi, Ankara 25-29 Eylül 1993, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi, Bildiriler.

Sadi BAYRAM; Vakıflar ve Kültürel Eserlerin Korunması, Türk Kültürü, S.375, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara 1994, s.408-420.

Sadi BAYRAM; Giresun İli Vakıflarına Toplu Bir Bakış, Giresun Tarihi Sempozyumu Giresun 24-25 Mayıs 1996, Giresun Belediyesi Kültür Yayınları : 1, Mega Basın Yayın Şti.,İstanbul 1997, S.365-389.

Sadi BAYRAM; Beypazarı Vakıflarına Genel Bir Bakış ve Nasuh Paşa Hanı, Beypazarı Sempozyumu, Beypazarı 22-23 Mayıs 1998.

Sadi BAYRAM; Hacı Bektaş-ı Veli Merzifon'da Piri Baba Pudapeşte'de Gülbaba ve v.b. Bektaşi Vakıfları, I.Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Sempozyumu Bildirileri, 22-24 Ekim 1998, Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş-ı Veli Araştırma Merkezi Ankara, 1999. S.59-62.

Sadi BAYRAM; Fatih Sultan Mehmet'in Eyüp Sultan Vakfiyesi, I.Eyüp ve Çevresi Semineri İstanbul 8-10 Mayıs 1997, Eyüp Belediyesi Yayınları, S..35-44.

Sadi BAYRAM; Eyüp Sultan Türbesinden 1919-20 tarihlerinde yapılan Çini Hırsızlığı ve Belgeleri II.Eyüp Sultan Sempozyumu, İstanbul 8-9 Mayıs 1998, İstanbul Eyüp Belediyesi Yayınları, Seçil Ofset İstanbul Kasım 1998, S.166-175.

Sadi BAYRAM; Vakıflar Genel Müdürlüğünün Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasından sonra Taşınır Kültür Varlıklarının Korunması ile ilgili çalışmalar, Taşınır Kültür Varlıklarının Yasadışı Trafiğinin önlenmesi Semineri 8 Mayıs 1997 Ankara,.

Sadi BAYRAM; Türk Kültüründe Mühr-ü Süleymanın Yeni, Kültür ve Sanat Dergisi , T İş Bankası Yayınları, Mart 1998, S.37, Tisamat Basımevi Ankara, S.47-51.

Sadi BAYRAM; XIV-XIX.Yüzyıl Vakfiyelerinden Türk Tezhip Sanatının Gelişimi ve Günümüzde Yorumlayanlar, Vakıf ve Kültür, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, S.1, Mayıs 1998, Plâka Matbaası Ankara 1998, S.54-58.

Sadi BAYRAM; Taşınır Kültür Varlıklarımızın Korunması ve Yasadışı Trafiğinin Önlenmesi,Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı, İstanbul, 16-18 Eylül 1998, Askeri Müze ve Kültür Sitesi Harbiye / istanbul, İstanbul 1999, s.80-82.

Sadi BAYRAM; "XVIII-XIX. Yüzyıllarda Yapılan Vakfiye Tezyinatlarında Batı Sanatı İzleri" "Traces of Westem art on the illimination of Vakf Documents in the 18 and 19 Centuries", Hacettepe Üniversitesi tarafından tertiplenen Uluslararası "Sanatta Etkileşim" Sempozyumu/İnternational Symposıum "İnteractıons art" 25-27 Kasım 1998, Ankara,

Sadi BAYRAM; XIV-XIX. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezyinat San'atının Gelişimi ve Günümüzde Yorumlayanlar, Vakıf ve Kültür , S.1, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, Plâka Matbaası, Ankara, Mayıs 1998, s. 54-58.

Sadi BAYRAM; Tarsus Vakıflarına Genel Bir Bakış, Cumhuriyetimizin 75.Yıldönümü Münasebetiyle Gazi Üniversitesi ile Tarsus Belediyesi'nin Düzenlediği Tarihte Tarsus Semineri 25-27 Aralık 1998,

Sadi BAYAM; Tarsus Vakıfları ve Tarsus'ta Bir Özbek Vakfı, Vakıf ve Kültür, S.4, İlkbahar Sayısı, Ajans-Türk Matbaası Ankara 1999, s.39-44.

Sadi BAYRAM; İzzet Mehmet Paşa Vakfiyesi ve Kütüphanesi, "Tarih İçinde Safranbolu, 4-7 Mayıs 1999 Tarihinde Safranbolu'da Semineri" Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2003, s.

Sadi BAYRAM; Balkanlar ve Kosova, Vakıf ve Kültür, S.4. İlkbahar 1999 Sayısı, Ajans-Türk Matbaası, Ankara 1999, s.4-5.

Sadi BAYRAM; Osmanlı Devleti'nin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunun 12 Zilkâde 1262 H.- 2 Ekim 1846 Tarihli Teberrukât Eşyası Tesbit Defteri, Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla III.Eyüp Sultan Sempozyumu, 28/30 Mayıs 1999, Eyüp Belediyesi Yayınları, Seçil Ofset, İstanbul , Şubat 2.000, s.420-427.

Sadi BAYRAM; Bulgaristan'da Bulunan Osmanlı Vakıflarından Bir Demet, Balkanlarda Kültürel Etkileşim ve Türk Mimarisi Uluslararası Sempozyumu, Bildiriler, 17-19 Mayıs 2000, Şumnu-Bulgaristan, C.1, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara 2001, s.127-135.
Sadi BAYRAM; Hicaz Demiryolları ve Vakıflar, Orta Doğu'da Osmanlı Dönemi Kültür İzleri Uluslararası Bilgi Şöleni Semineri / International Symposium on Ottoman Heritage in the Middle East/ Papers Submitted to International Symposium Ottoman Heritage in the Middle East, Hatay 25-28 Ekim 2000, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Can Reklamevi Basın Yayın Ofset Matbaacılık, Ankara 2002, C.I, s. 115-129.
Sadi BAYRAM; Amasya Vakıflarına Genel Bir Bakış, Amasya Tamimi'nin 84. Yıldönümüve Amasya ili Kültür e Turizm ve Eğitim Bilgi Şöeni, 31 Mayı 2003/ Ankara Türk Dil Kurumu Salonu,
Sadi BAYRAM; Türk Kültür Tarihi ve Bize Bıraktığı Stratejik Bir Kurum : Vakıflar, 21.Yüzyılda Türk Dünyası Jeopolitiği, Muzaffer Özdağ'a Armağan, Derleyenler, Prof.Dr.Ü.Özdağ-Dr.Y.Kalafat-M.S.Erol, Avrasya Stratejik Araştırmalar Yayınları, Ankara, 2003, C.II, s.307-322.
Sadi BAYRAM; Ünlü Türk Düşünürü Hacı Bayram-ı Veli ve Akkoyunlu Uzun Hasan'ın Ankara Hacı Bayram Türbesi'ne Vakfettiği Halen Danimarka'da David's Samlung Koleksiyonunda Bulunan Tarihi Şamdanın Düşündürdükleri, VIII. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat tarihi Araştırmaları Sempozyumu, Sakarya Üniversitesi 26-28 Nisan 2004 ,
Sadi BAYRAM; Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa'nın Erzurum Vakfiyesi, VII. Orta Çağ ve Sanat tarihi Araştırmaları Sempozyumu, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Erzurum 20-23 Nisan 2005,
Sadi BAYRAM ;Lala Mustafa Paşa'nın Artvin'deki 971 H./ 1563 M. Tarihli Vakfiyesi, Karadeniz Araştırmaları,Balkan, Kafkas, Doğu Avrupa ve Anadolu İncelemeleri Dergisi,S.6, Yaz.2005, s. 78-96.
Sadi BAYRAM; İstanbul-Eyüp Mahallesi Sakinlerinden Hafız İbrahim Ethem Efendi Vakfiyesi, İstanbul Eyüp Belediyesi Eyüp Semineri, 7-9 Mayıs 2005,
Sadi BAYRAM; Atik Valde Nurbanu Sultan'ın 990 H./1592 Tarihli Vakfiyesi, İstanbul Toptaşı Nurbanu Sultan Külliyesi ve Kültürümüzdeki Yeri, Atatürk Kültür Merkezi tarafından tertiplenen Uluslar arası VII. Türk Kültürü Kongresi, Ankara, 21-26 kasım 2005.

Ölümünün 400. Yıldönümü münasbetiyle tarafımdan hazırlanan Mimarbaşı Koca Sinan Yaşadığı Çağ ve Eserleri, C.I,Editör, Sadi BAYRAM, Koordinatörler , Prof.Dr. Aptullah Kuran, Prof.Dr. Semavi Eyice, Prof.Dr. Doğan Kuban,Prof.Dr. Halûk Karamağaralı, T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü ile T.Vakıflar bankasının Kültür Hizmeti, 640.s, 43 akademisyen yazarlı, C.II. Fotoğraf Albümü., 596 s.


DİPNOT :
1. Geniş bilgi için Bkz.
Keremü'd-din Mahmud Aksarayi, Müsamerat-al Ahbar, (Cevlren F.N.Uzluk-M.Nuri Gençosman), Ankara 1943; Aksarayi, (Mukaddime ve dipnotlarla neşreden) Osman Turan, TTK, Ankara “ 1944.
Tarih-i Ali Selçuk, (Neşreden F. N. Uzluk), Ankara 1952
M.Ferit-M. Mes'ut, Selçuklu Veziri Sabib Ata ve Oğullarının Hayatı ve Eserleri, İstanbul - 1934.
Doç. Dr. Najat Kaymaz, Pervane ,Mu'lnû'd-din SüIeyman, Ankara. 1970.
M. Cağatay Uluçay, İlk MüsIüman Türk Devletleri, Ankara - 1975.
Semra Öğel, Anadolu Selçuklular. Taş Tezyinatı, Ankara. 1966, s. 52, 56, 61, 151,
2. Doç. Dr. Yılmaz Önge'nln naklettiğine göre, takriben 10.12 sene önce, Ilgın 'da bulunan kaplıca, dava konusu yapıldığında, zamanın Konya Vakıflar Bölge Müdürü Fahri Koşay tarafından vakflyenln Sahlb Ata'nın ahfadı bır şahısdan bulunarak, fotoğraflarının çekildiği ve okutulmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne Intikal ettirildiği, vakfiyede, kaplıca konusuna değinmediğinden, tercüme edilmediği, söz konusu 13 fotoğraf tarafımdan Vakıflar Arşivi'nde muhafaza edilmiştir. A. H. K.
Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular ve İslamiyet, Turan Neşriyat Yurdu. İstanbul - 1971. s. 123. Burada vakfiye hakkında da bilgi verilmektedir
Doç. Dr. Nejat Kaymaz, Pervane Mu'inü'd-din Süleyman, Ankara, 1970, 8, 134 - 135, 139 numaralı dipnot
Hadim'ül-Haremeyn konusundan mülhem, Sivas'ın Büyük Emiri Bahae'd-din Kutlu ferraşlığa atanması, nkonuya verilen ehemmiyetin göstergesidir.
A.g.e.s.141.
Burada yırtık olduğu için birkaç kelime okunamamıştır.
Yırtık olduğu için birkaç kelime okunamamıştır.
Âyet
Âyet
Yırtık olduğu için birkaç kelime okunamamıştır.
Âyet
Âyet
Hadis
Hadis
Yırtık olduğu için bır kelime okunamadı
Silik olduğu için bir kelime okunamadı.
Silik olduğu için bir kelime okunamadı.
Arazi ölçü birimi
Bez tüccarı, manifaturacı.
Kök- fidan, Üzüm teveği
Çok aziz,
Vecibe, nizam
Resmi kayıtlar.
Âyet
Bir yer ismi ?
Sahte doktor
Üst kat
Itriyat- Koku satan,
Alt
Yardımcı
Vakfiyede geçen vazifelilerı murakabe eden şahıs.
Ağırlık ölçüsü. Konya'da bır batman 7.697 kg dır.
Hademe, temlzlikçl
Tahsildar













Kadı tarafından, özel dâvâları halletmek üzere yetki verilmiş kişi.
Kur'an'ın
Cumuu ( ?)
Furuk (?)
16. maddeden sonra, 17. madde arasında kalan (40 dipnot numaralı parça; 21. maddeden sonra, 22. madde arasında kalan (41 dipnot numaralı dört pragraf) parça; 46. maddeden sonra, 47. madde arasında kalan (47 dipnot numaralı paragrafı parçaların birbirlerinI takip ederek buraya girmesi gerekmektedir.
Orijinalinin, ciltli, tezhibli bir kitap veya tomar şeklinde olduğunu sandığımız, vakfiyenin sayfaları karışmış, kâtip de, arapça olduğu için cümlelerin geliş sırasına ve manaya bakmayarak, tabiri caizse, çala - kalem kopya etmiştir. Ayrıca, vakfiyenin, Sahib Ata Vakfiyesi ile, Sultan'ın buna ek olarak yaptığı vakfın karışması olduğu, derleme olabileceği, akla gelebiliyor. Biz, tercümeye sadık kalmak için, bu parçaları olduğu yerde bıraktık.
Otuz dokuz numaralı dipnotun bulunduğu kısma girmesi gereken 1. parça.
Otuzdokuz numaralı dipnotun bulunduğu kısma girecek 2. parça.
Bir batman oniki okkadır. Bir ukuyye 400 dirheme eşit olup, 400 dirhem 1283 gr.dır.
Bu prografın 21.maddenin sonuna girmesi gerekir.
Havasib ( ?)
Tâbgâh, Tâbhâne dinlenme evi olarak Osmanlıda geçer ama burada galiba hat ve kağıtçılıkla ilgili bir dükkan olabilir mi ( ?)
Yağhane
Otuzdokuz numaralı dip notun bulunduğu kısma girecek 3. parça.
Anadolu Selçuklu Dönemi vakıflarından Sahip Ata Fahrüd-din Ali çağdaşı Mogolların ünlü veziri Pervâne Muiniddin Süleyman'ın Merzifon'da bir Ulu Camisi olup vakfiyesi de olması muhtemeldir. Bkz. Sadi Bayram; Merzifon Ulu Camiinin Yeri, Kültür ve Sanat Dergisi, T.İş Bankası Yayını, Ajans-Türk Matbaası, Ankara Mart 1990, S.6, s.69-77.
Kürkçü
Baklalık
Ark, bend, küçük baraj
Su dolabı.
Sebil, Allah rızası için hayrat.
Meyvelerinden bir kısmını almak şartıyla, ağacı veya bağı birine vermek.
Azatlılar.
Alllah'ın yasakladığı şeyler.
Hükm-ü ilâhi ile pekleştirilmiş.
Bugünkü bir nev'i Belediye Zabıtası, Defterdâr.
Âyet meali.
Vâkıfın muhtelif şahıslardan satın alınıp, vakfına şlâve ettiği gayrinemkullere şahitlik yaptığını belirtmektedir.
Büyük Kaan'ın oturduğu Urmiye'den gelenlerin Konya'da el üstünde tutulduğunu gösterir.
Vakfiyenin kitap şeklinde tertip edilmiş olduğunu gçsteriyor. Vakfiye tomar-rulo şeklinde tertip edilmemiş.
Anadolu'nun enyüksek rütbeli Kadısı olduğu anlaşılıyor.
Vakfiyenin orijinalinin hattatının Kazasker ( ?) olduğunu gösteriyor.
Eksiklik var¦
İkinci madde ile aynı, mükerrer yazılmış.
Vakfiyeyi yazan hattat tekrar ismini belirtiyor.
Mutfak
Yayınlandığı Yer: Vak�flar Dergisi S.XIII. ,19811. Geniş bilgi için Bkz.
Yazar : Sadi BAYRAM- Ahmed Hamdi Karabacak
Konuyla İlgili Diğer Başlıklar:
  • Mühr-ü Süleyman Ve Türk Kültürü
  • Izgü Mescid
  • Taceddin Sultan Ve Evradı
  • çift Başlı Kartal
  • Türk Kültüründe ölüm
  • Bâki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedâdır
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Bosna- Hersek Ve Balkanlarda Vakıf Kültür Izleri
    (seminer Konu?mas? )
  • Ahlat Vakıfları
  • Selçuklu Kervansaraylarının Turizme Açılması
  • Hasan Paşa'nın Vakfı, şeyhülislÂm Ankaravi Mehmed Emin Efendi Vakfiyesi, Ve Ankara Sulu Han HikÂyesi
  • Yemen Fatihi Gazi Sinan Paşa Vakfiyeleri, Tezyinatı Ve Türk Süsleme Sanatındaki Yeri
  • Yakın Tarihimizde Merzifon, Merzifon Anatolian Koleji
  • Ayasofya Camii, Müze Olması Ve Ardındaki Gerçekler
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Türk Hat, Yazı-resim, Cilt Ve Tezhip Sanatı Ile Ilgili
  • Vakıflar Dergisi Makaleler Fihristi ( 27. Sayıya Kadar )
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Sultan ıı. Mahmud'un Vakfiyelerindeki Tezyinat
  • Maniheizm Doğuşu, Gelişimi Ve Tesirleri
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Türk'ün Yolu Nereye Gidiyor
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Osmanlı Devleti Hakkında Bir Kronoloji Denemesi
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  • Cumhuriyetin 75. Yılında Vakıflar
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphrodosıas'ı ( Tisan )
  • Anadolu Turk - ıslam Sanatında Bazı Yapılar Ve Kronolojıye Aıt Katalog Denemesı...
  • Türk Kültüründe ölüm !
  • Büyük Türk Düşünürü Hacı Bayram-ı Veli Ve Akkoyunlu Uzun Hasan'ın Ankara Hacı Bayram Türbesi'ne Vakfettiği H
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Anadolu'da Ilk RufÂiler Ve Hz.zeynel Abidin Ali Er-rufÂi El-abdali El-kayserani Soyuna Ait Bir Deneme Anad
  • Osmanlı Döneminde 1899 -1920 Yıllarında Istanbul Camilerinden çalınan çiniler
  • Peygamberler şehri Tarsus Ve Tarsus'da Bir özbek Vakfı
  • Başkent Ankara'nın Ihtiyacı Olan Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak ?
  • Ankara Ulus Semtinde Türk Vakıf Araştırma Merkezi'nde 15.11.1998 Tarihinde Hali Sergisi Açılış Konuşması
  • Prof.dr. Albert Gabriel'e Ait Bazı Belgeler
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Cumhuriyet'in Ilk Yıllarında Ankara'da Imâr Faaliyetlerinde
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ahilik Ve çıraklık Eğitim Ve öğretim Vakfı
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Cumhuriyet'in Derinliklerinden Hatıralar : Eski Ankaralılardan Dostum Sayın Nurettin Daş Ile
  • Medeniyetlerin Beşiği Anadolu Ve Kılikya Aphorodisias'ı ( Tisan Yapı Kooperatifi )-anatolıan : The Cradle Of Cı
  • Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve
  • Bektaşi Nutku (kendini Bil Ki, Tanrıyı Bilesin)
  • Kültürümüzde Hoşgörü
  • Fatih Sultan Mehmed'in Eyüp Sultan Külliyesi Vakfiyesi
  • Hicaz Demiryolları Ve Vakıflar
  • Mostar Köprüsü Restorasyonu Hakkında Ilk ön Rapor
  • Atatürkün Vakıflar Hakkındaki Konuşmalrı
  • Kur'an Ve Bilgisayar-computer Ilişkisi
  • Selçuk-name
  • Xıv-xıx. Yüzyıl Vakfiyelerinde Türk Tezhip Sanatınının Gelişimi, Batı Tesirleri Ve Günümüzde Yorumlayanlar
  • Konyadaki Esk; Eserler Hakkında Atatürkün Başbakan Ismet Inönüye Telgrafı
  • Atatürkcülük Ve 2001'li Yılların Türkiyesi üzerine
  • Ord.prof.dr. Ahmed Süheyl ünver
  • Türk Kültürü Ve Yoksulluğu Ortadan Kaldırmak Için
  • Istanbul'un Fethine Kadar Beylik Dönemi Vakfiyeleri
  • Kıbrıs, Gürcistan, şirvan Fatihi Lala Mustafa Paşa'nın 1563 Tarihli Vakfiyesi
  • Vakıf Arazilere Ve Gayrimenkullerine Tecavüz Ve Düşündürdükleri
  • Günümüzde Sosyal Devlet Anlayışı Ve Imaretler
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Tekke Ve Zaviyelerin Kapatılmasından Sonra Taşınır Kültür Varlıklarının Korunması Ile
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan 1783-1810 Tarihleri Arasında Işlem Görmüş Bir Mühür Tatbik Deft
  • Türk Kültürünün Temeli Vakıflardır
  • Kültür Bakanlığı Tarihçesi Ve Milli Kültürümüz
  • Milli Kültür, Günümüz Türkiyesi Ve Muasır Medeniyetler Seviyesi
  • Eyüp Sultan Türbesi'nde 1919-1920 Tarihlerinde Yapılan
  • Merzifonlu Hacıbayramoğlu Maden Mühendisi Mehmed Akif Efendi
  • Selçuklu Tarihi, Selçuk Adı
  • Cumhuriyet Dönemi Kültür çınarlarından : Mahmut Akok
  • Mardin Vakıfları,imam Zeynel Abidin'in 1158 M. Tarihli, Ve
  • Tarihte Türk Adı Ne Zaman Ortaya çıktı ?
  • Phil.dr.hamit Zübeyr Koşay
  • Bulgarlar'ın Antik Başkenti Bulgar şehrindeki Islam Dönemi Mimari Eserlere Ait Panorama
  • Taşınır Kültür Varlıklarımızın Korunması Ve Yasa Dışı Trafiğinin önlenmesi
  • Ragıp Efendi'nin 1913-1922 Yılları Sibirya Ve Türkistan
  • Istanbul Vakıf Hat Sanatları Müzesi'nde Bulunan Tılsımlı Iki Gömlek Ve Kültürümüzdeki Yeri
  • Niksar Vakıflarına Genel Bir Bakış
  • Gazi Yahya Paşa'nın 1506 Tarihli Vakfiyesi
  • Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde Bulunan 12 Zilkâde 1262 H./ 21 Ekim 1846 Tarihli TeberrukÂt Eşyası
  • Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu şehzade Mehmed'in 1548 Tarihli Vakfiyesi, Hududnamesi Ve Türk Sanatındaki Yeri
  • Merzifon Ulu Camisinin Yeri Ve Merzifon'da Türk Islam Eserleri
  • Merzifon, çelebi Sultan Mehmed Vakfı üzerine Bazı Belgeler
  • Hayat Ağacı, Kültürümüzdeki Yeri, önemi Ve Mitlerin Ardındaki Gerçek
  • Türk Kültürünün Izleri üzerinde Araştırmalar: Etrüskler'in Ilk Vatanı Anadolu Mu? : Truva Savaşı Ve Etrüskler
  • Yıldız çini Fabrikasına Ait Birkaç Vesika
  • Selçuklu Vakfiyeleri üzerine Bazı Düşünceler
  • Xıv. Asırda Tezhiblenmiş Beylik Dönemine Ait üç Kur'an Cüzü
  • Baki Kalan Bu Kubbede Hoş Bir Sedadır
  • Osmanlı Devletinin Kuruluşunun 700. Yıldönümü Münasebetiyle: Sultan ı.mahmud'un Orjinal Iki Vakfiyesi
  • ııı. Selim'in Vakfiyelerindeki Tezyinat Ve Türk Süsleme Sanatına Batı Sanatının Tesirleri
  • Osmanlı Dönemi Bazı Vakfiyelerin Hayır şartlarından Damlalar !
  • Bektaşilik Ve Masonluk
  • Minyatürle Ilgili Seçilmiş Bibliyografya
  • Kaynaklara Göre Güney-doğu Anadolu'da Ptoto- ön Türkler
  • çelebi Mehmed Vakfı Arazisi üzerine Kurulan Merzifon Anatolian Koleji Ve Hastaneye Ait Bilgiler
  • Eski Eser Kaçakcılığı, Koleksiyonculuk Ve Müzecilik Tarihimize Bir Bakış
  • Safranbolulu Izzet Mehmet Paşa Vakfiyesi Ve Kütüphanesine Ait Tezyinatlı Iki Kur'an-ı Kerim
  • Istanbul Depremleri Ve Mimar Koca Sinan'ın Bilinmeyen Bazı Teknikleri
  • Merzifon'da Bilinmeyen Br Türbe '' Künbet Hatun ''
  • özel Müzeler Ve Denetimleri Hakkındaki Yönetmelik
  • Bitlis Vakıfları Ve Vakıf Eski Eserleri
  • Vakıf Eski Eserlerin Yeni Koruma Politikası
  • Sultan ııı.osman Vakfiyesi, Tezyinatı, Cilt Sanatı Ve Türk Kültüründeki Yeri
  • The Deed Of Foundatıon Of Sultan Osman The Thırd, ıts Embellıshments, Bındıng And ıts Place ın Turkısh Culture
  • Hacı Bektaş-ı Veli, Merzifon'da Piri Baba, Budapeşte'de Gül Baba Ve Bazı Bektaşi Vakıfları
  • Nurbanu ( Atik ) Valide Sultan'ın Istanbul-üsküdar'da 1582 Tarihinde Tesis Ettirdiği Vakfiyesi
  • Girit Defterdarı Rıdvanzade Hacı Mehmed Efendi Oğlu Ali Efendi'nin 1748 Tarihli Vakfiyesi Ve Tezyinatı
  • Bir çınarın Ardından... Yılmaz önge Dostumuz Hakkında Kısa Anekdotlar...
  • Beyhan Sultan Vakfiyeleri Ve Tezyinatları
  • Beypazarı Vakıflarına Genel Bir Bakış Ve Beypazarı Sadr-ı Azam Nasuh Paşa Hanı
  • Türk Kültürü Ve Biz
  • Bulgaristan'da Bulunan Osmanlı Vakıflarıdan Bir Demet
  • Bulgaristan'da Müftü Yardımcısı Yetiştiren Bir Vakıf Kuruluşu: Nüvvap
  • Ladik Ve Seyyid Ahmed-i Kebir Er-rıfai Hazretleri
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Halı Müzesi'nde
  • Bektaşi Nutku
  • Balkanlar Ve Kosova Facıası
  • Cumhuriyet'in Kuruluşunun 90. Yılında Başkent Ankara:
  • Istanbul Fethinin 555. Ayasofya'nın Müze Olmasının 74. Yıldönümü Vesilesiyle:
  • Atatürk'ün Vakıflarla Ilgili Sözleri
  • 893 H / 1488 M. Tarihli Akkoyunlu Yakub Han Vakfiyesi
  • Komünizmin Sembolü Lenin Yıkıldı, Sıra Bizans'ı Dize Getiren Fatih Sultan Mehmed'e Mi Geldi ?
  • Afganistan Tarihine Kısa Bir Bakış Ve Türk Subaylar Eskden Olduğu Gibi Milenyumda Da Afganistan Ordusunun EğitimÄ
  • Ayaş Vakfiyeleri üzerine Bir Deneme
  • Hacı Bayram-ı Veli Ve Tarıhe Bağlılık
  • Amasya-taşova- Alparslan Beldesi Seyyid Nureddin Alparslan Er- Rufâi'nin 655 H./1257 Tarihli Arapça Vakfiyesi Tercümesi Ve
  • Birgi Ulu Camii Içşn 1327 M. Tarihinde Yazılan Kur'an
  • Ankara'da Roma Anıtı- Res Gestae
  • A N " Akhi " Genealogical Tree
  • Milenyum Ruyası: Osmanlı Devleti'nin 700 Kuruluş Yıldönümü Ve Düşündürdükleri üzerine Bir Deneme
  • Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde Bulunan Kendinden Desenli üzeri Yazılı Iki Kumaş
  • Kur'anda Yol Gösterici Ayetler
  • Osmanlı Döneminde Latin Harflerine Geçiş çalışmaları
  • Osmanlıda Resi Ilk Müze Adı Ne Zaman Ortaya çıktı?
  • Amasya Vakıflarına Toplu Bakış
  • Izmir Bahri Baba Eski Musevi Mezarlığı
  • Anadolu'da Xııı. Yüzyıl Başlarında Bir Rufâi Zaviyesi
  • Anadolu'nun G�be��nde 1229 Tar�hl� Ta�cı Ustalarının Dantel G�b� ��led��� Eser: D�vr��� Ulu Ca
  • Glazed Tles Stolen From ıstanbul Mosques Between 1899-1920 Ottoman Period
  • Sultan ıı. Abdulhamid'in 1888 Tarihli Vakfiyesi Tezyinatı Ve Osmanlı Imparatorluğunda Ilk Toplu Konut Projesi
  • Tokat Vakıfları
  • şehirciliğe Katkısı Olan Kadınlar: Istanbul _üsküdar- Toptaşı, Nûrbânû ( Atik Valide ) Sultan Külliyesi
  • Türk Hâkimiyeti Döneminde Merzifon Mezarlıkları
  • Anadolu'da Xııı.y�zyıl B�r Rufa� Zav�yes�
  • Hayatını Vakıflara Vakfeden Y.mimar -mühendis Prof.dr. M. ılmaz önge
  • Başbakan Ismet Inönü'nün Cami,mescit Ve Diğer Vakıf Eski Eserlerin Korunmasıyla Ilgii Bütün Bakanlıklara Ve Genel Müdürlüklere G
  • EvkÂf-ı IslÂmiye Müzesi'nin Kuruluşu Ve Yönetmeliği
  • Giresun Ili Vakıflarına Toplu Bir Bakış
  • Türk-islam Yapılarında Kronoloji Denemesi
  • Merzifon Tarihinden Yapraklar
  • Momumentum Ancyranum-res Gestae- Ankara Yazıtı-augustus'un Yaptı?ı ??ler
  • Bayramlu Beyliği (hacıemiroğulları )
  • Osmanlı Devletinde Vakıflar Ve Sultan ıı. Bayezıd'ın Vakfiyeleri
  • Kur'an Ve ılım
  • Kur'anda Yol Gosterici Ayetler
  • Kur'an'ı Kerimdeki Cinle Ilgili Ayetlerin Tamamı
  • Kur'an-ı Kerim'ın Arapca ındırılmesı ıle ılgılı Ayetler
  • Xıı-xııı.yüzyıl Türk Hamamları
  • Tanrı Ve Yazğı
  • Balkanlar Ve Kosova Faciası
  • Amasyalı Meşhur Eski Devirdeki Tarihçiler
  • Başkent Ankaranın Kongre Merkezi Ne Zaman Yapılacak
  • Anadolunun Gobegınde 1229 Tarıhlı Tascı Ustalarının Dantel Gıbı ısledıgı Dıvrıgı Ulu Camı Ve Darussıfası
  • Merkez Efendının Mursıdı Merzıfonlu Sunbul Sınan
  • Merzıfonlu Tarıhcı ısmaıl Hamı Danısment
  • Amasyalı Tarıh Ve Cografyacılar
  • Milli Kütüphane'nin Dire?i Dr. Müjgan Cunbur 85 Ya??nda
  • Bektasılık Ve Tasavvuf
  • Alev?lerde Nas?p Alma Tören?
  • Asker? Kat?p Hafız ?brah?m Ethem Efend?’nin Eyüp Sultan Türbes?ne A?t Nukut Vakf?yeler? - Türkiye Vak?flar Bank.özelle?tir
  • Tar?kat-ı Rufaî ( Anonim )
  • Türk Tezh?p San'atına Genel B?r Bakı?
  • Sultanahmet Halı Müzes? Ve Vakıflar
  • Tokat Vakıfları
  • Toplumumuzda Kadın Ve Vakıf Kuran Kadınlarımız
  •